Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin

89,5 Radyo Hilal
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» necip fazil ayasofya hitabesi
Cuma Mart 02, 2012 7:40 am tarafından cihan sanli

» osmanli hangi bolgeyi ne kadar yonetti
C.tesi Şub. 25, 2012 7:17 am tarafından cihan sanli

» misvakin onemi
Ptsi Şub. 20, 2012 6:58 am tarafından cihan sanli

» cay nasil demlenir
Perş. Şub. 09, 2012 6:46 pm tarafından cihan sanli

» Aksam namazi guzel bir animasyon
Perş. Şub. 09, 2012 7:54 am tarafından cihan sanli

» seyh sait...
Paz Şub. 05, 2012 8:45 am tarafından cihan sanli

» kemali desifre
Paz Şub. 05, 2012 8:33 am tarafından cihan sanli

» Günlük hayatta hangi isim, kaç kere, ne için zikredilmeli?
Paz Şub. 05, 2012 7:20 am tarafından cihan sanli

» Resulullah efendimizi taniyipta sevmeyen yoktur
Cuma Ocak 27, 2012 8:52 am tarafından cihan sanli

En iyi yollayıcılar
cihan sanli
 
şerife sedef
 
Murat Eyce
 
gülşen
 
fatih
 
sevdali gozler
 
muhammedali
 
deruni
 
goramaz58
 
SiyahNur
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 143 kişi Çarş. Ağus. 09, 2017 5:24 am tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 Hendek Savaşı(M. 627- H.6)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Hendek Savaşı(M. 627- H.6)   Perş. Ekim 01, 2009 3:13 am

Medine'den sürülen Kaynuka ve Nadir Oğulları Yahudileri, İslama karşı olan kinlerini arttırmışlar, öc almak hevesine kapılmışlardı. Bunun için sığındıkları yerlerde hazırlıklar yaptılar. Mekke'ye giderek Kureyşlilerle beraber Islama karşı anlaştılar. İslâm düşmanlığını körüklemek için puta tapmanın Allahü Teâlâ'ya ibadet etmekten üstün olduğu sapıklığını bile söylemekten çekinmediler. Kendileri kitap sahibi olduklarını bilip putperestliğe karşı durdukları halde, İslâm düşmanlığı için böyle alçaklığa düştüler.. Müslümanlarla savaş için kâfirlere büyük yardım ve vaadde bulundular.
Hendek Aşılamıyor



Ebû Süfyan kumandasında 10 bin kişilik bir ordu hazırlayan müşrikler, hicretin altıncı milâdın 627'nci yılında Medine üzerine yürüdüler. Peygamberimiz Aleyhisselâm sahabileriyle görüştü. Medine'de kalarak düşmanı karşılamak kararını aldı. Üç bin kişilik bir İslâm Ordusu hazırlandı. Ancak düşman çok kalabalık ve hazırlıklı olduğu için başka tedbirler araştırıldı. Sahabilerden İranlı Hazreti Selman'ın fikri üzerine, şehrin etrafına hendekler kazıldı. Bu kazı işleri çok güç oldu. Peygamberimiz Aleyhisselâm çalışmalar sırasında büyük müjdeler verdi. Kureyş'in topladığı ordu, Medine'ye gelince, gördükleri hendek karşısında şaşırıp kaldı. Çünkü Arabistan'da şimdiye kadar böyle bir savaş tekniği görülmemişti. Bu hâl onların moralini bozdu. Karargâhlarını kurup beklemeğe başladılar. Hendeği geçemedikleri için karşılıklı ok ve taş atmalarla kuşatma 20 güne yakın sürdü. Şehirde açlık ve kıtlık müslümanları güç durumda bıraktı. Bu arada Kaynuka ve Nadir Oğulları Yahudileri, müslümanlarla andlaşma halinde olan Kurayza Oğulları Yahudilerini de kandırdı. Kuvvet çok büyük olduğu için, müslümanların işi bitirilecek gözüyle bakılıyordu. Müminler bu ihanet ile iki düşman arasında sıkışıp kaldı.

O sırada Gatafan kabilesi büyüklerinden Nuaym, gizlice müslüman oldu. Bu nazik devrede iyi bir hizmet yapmak istedi. Kureyşliler ve yahudiler arasındaki birliği hile ile bozdu. Bu arada Allahü Teâlâ'nın lütfuyla çıkan bir fırtına her tarafı alt üst etti, soğuk ve yağmur da bastırınca müşrikler barınacak yer bulamadı.. Yahudiler ise kalelerine çekildi. Moralleri iyice bozulan Kureyş ordusu da çareyi çekilmekte buldu. Müslümanlar en sıkışık bir halde, umulmadık şekilde kurtuluşa erdi. Çekilen düşman askerlerinden pek çok mal ve yiyecek kaldı. Açlık ve kıtlık da giderilmiş oldu.

"Hendek" veya bir çok hiziplerden, kabilelerden asker toplandığı için "Ahzab Gazası" adı verilen bu savaşta müminlerden 5 kişi şehîd düştü. Kâfirlerden ise 4 kişi öldü. Hendeğin dar bir yerinden atlayan Arap yarımadasının çok ünlü pehlivan savaşçısı Amr b. Abdivüdd, Hazreti Ali'nin yiğitçe ve kurnazca karşı koymasıyla can verdi. Savaşın en sıkışık bir gününde müminler namazlarını hiç kılamamışlar, gece kazâ etmişlerdi. Bu gazadan sonra Peygamberimiz Aleyhisselâm, Kureyş'in artık saldıramayacağını, nöbetin kendilerine geldiğini müjdeledi.
Kurayza Yahudilerinin Cezalandırılması



Hendek gazasının en nazik devresinde ahidlerini, andlaşmalarını bozan ve vatanlarına ihanet eden Kurayza Oğulları yahudileri kalelerine çekilmişlerdi. Peygamberimiz Aleyhisselâm, müminlere silâhlarını çıkarmadan onların üzerine hareket emrini verdi. İhanetin cezası geciktirilmeden verilmesi için ilâhî ilham gelmişti. Eğer bu hainlik cezasız kalırsa, müslümanlar için tehlike devam edecekti.

Yahudiler, müslümanları görünce 900 kişilik kuvvetleriyle karşı koydular. Kalenin kuşatılması ile süren savaş, 25 gün sonra yahudilerin teslim olmasıyla bitti. Yahudiler kendileri için verilecek karar hakkında, dostları olan Evs kabilesinin reisi Hazreti Sa'da b. Muaz'ın hakemliğini istediler. O da yahudilerin arzusu üzerine Musa Aleyhisselâm şeriatı ve Tevrat'a göre hüküm verdi. Yahudiler hükmün Tevrat'a uygun olduğunu kabul ettiler. Buna göre, eli silâh tutan erkeklerden 400 kişi idam edildi, kadınlar ve çocuklar esir sayıldı, mallar ise ganimet olarak alındı.
Müreysî Gazası ve Teyemmüm (M. 627- H.6)



Medine'ye 9 günlük mesafede yerleşen Mustalık Oğulları kabilesi, müslümanlarla iyi geçiniyorlardı. Ancak Kureyşlilerin tahriklerine kapıldılar. Medine'ye saldırmak ve Peygamberimiz Aleyhisselâmı öldürmek sarhoşluğuna düştüler. Böylece Kureyşlilerin yapamadığını başarmak ve müşrikler içinde itibarlı hale gelmek istediler. Peygamberimiz Aleyhisselâm 1000 kişilik bir kuvvetle, bunların üzerine yürüdü. Müminlerin üzerlerine geldiğini gören düşman korktu. Bir kısmı kaçtı, bir kısmı savaştı.

Hicretin altıncı, milâdın 627'nci yılı Aralık ayında Müreysi denilen su başındaki savaşta, düşman kısa zamanda hezimete uğratıldı. Müminler bir şehîd verdi. Düşman ise 10 ölü ile 700 esir, binlerce hayvanlık ganimet bıraktı. Kabile reisi Haris'in kızı Cüveyriyye de esirler arasındaydı. Babası, onun asaletinden dolayı cariye olamayacağını ileri sürdü. Cüveyriyye ise Peygamberimiz Aleyhisselâmın yanında kalmak istediğini bildirdi. Peygamberimizin kurtuluş parasını vermesiyle serbest kaldı. Kendi isteği ile Peygamberimiz Aleyhisselâm ile evlendi. Sahabiler de müminlerin validesinin yakınlarını esir tutmaktan kaçındılar, hepsini serbest bıraktılar.

Müreysî veya Benî Mustalık gazvesi adıyla anılan bu savaştan dönerken, müminlerin validesi Hazreti Âişe iftiraya uğradı. Emânet olarak takındığı bir gerdanlığı düşürmüş ve onu ararken Ka-afileden geri kalmıştı. Kendisine rastlayan bir mümin, onu devesine alarak Kaafileye yetiştirdi. Ordudaki münafıklar bunu dillerine doladılar. İfk (iftira) dedjkoduları ile bütün müminleri üzüntüye soktular. Ancak Hazreti Âişe'nin iftiradan uzak ve temiz olduğuna dair âyetler indi. ^Peygamberimiz Aleyhisselâm ve müslümanlar rahatladı. Hazreti Âişe'nin gerdanlığının aranması sebebiyle İslâm Ordusu beklemiş ve su sıkıntısı çekilmişti. Namazlarını kılmak için abdest alacak su bulamadılar. Sahabiler telâşa kapıldı. Hazreti Ebû Bekir, buna yol açtığı için kızına çok kızdı. Ancak teyemmüm emri geldi, bütün müminler sevindi. Toprakla teyemmüm edip temizlenerek namazlarını kıldılar. Böyle bir kolaylığa sebep oldukları için Hazreti Ebû Bekir ailesini kutladılar. Gerdanlığın kaybolmasının hikmeti de meydana çıkmış oldu.
Kabeyi Ziyaret İçin Yola Çıkış



Hicretin altıncı yılının Zilkade ayında Peygamberimiz Aleyhisselâm 1500 eshabıyla Kabe'yi ziyaret için yola çıktı. Niyetleri sadece ziyaret ve tavaf olduğundan yanlarına, yalnız âdet üzere yolcu silâhı olan kılıç almışlardı. Bununla Kureyşlilere de savaşmak için gelmediklerini göstermek istiyorlardı. Eğer Kureyşliler de sulh niyetiyle gelişe anlayış gösterirse, İslâm Dini daha iyi yayılma imkânı bulacaktı. Çünkü bazı kabileler, arzu ettikleri halde, Kureyşlilerin savaş haline bakarak müminlere yaklaşmaktan çekiniyorlar, İslâm Dini ile şereflenemiyorlardı.

Müslümanlar, ihramlarına bürünmüş, kurbanlık develerini yanlarına almış oldukları halde, Mekke'ye bir günlük mesafedeki Hudeybiye Kuyusunun adını taşıyan köye kadar geldiler. Haber Mekke'ye ulaştığı zaman, kâfirler telâşa kapıldılar. Ne olursa olsun müslümanları Mekke'ye sokmamaya karar verdiler. Müslümanların niyetini tam öğrenebilmek için elçi gönderdiler. Ancak kendi elçilerinin Fahri Kâinat Efendimize gösterilen itaat ve hürmeti anlatmasından hoşlanmadılar. Peygamberimiz Aleyhisselâm Kureyşlilere hacdan başka bir maksat için gelmediklerini anlatabilmek için, müminlere baskın için gelen ve esir alınan müşrikleri de serbest bıraktırdı. Gönderdiği bir keşif kolu ile de müşriklerin durumunun ne olduğunu öğrendi.

Peygamberimiz Aleyhisselâm, kendi elçilerine güvenmeyen, araya girenlerin sözlerine bakmayan Kureyşlilere, savaş niyetinde olmadıklarını bildirmek için Hazreti Osman'ı elçi gönderdi. Kureyşliler Mekke'de bir çok yakını olmasına rağmen, Hazreti Osman'ı göz hapsine aldılar. Onun Kabe'yi tavaf için geldiklerine dair sözlerine aldırış etmediler. Ancak kendisinin tavafına izin verdiler. Hazreti Osman ise, Peygamberimiz Aleyhisselâm olmadan Kabe'yi ziyaret edemeyeceğini bildirdi. Hazreti Osman'ın gelmemesi üzerine müminler endişeye düştü. Hatta Mekkeliler tarafından öldürüldüğü haberi çıkarıldı. Vaziyet çok nazik bir devreye girdi. Sahabiler Peygamberimiz Aleyhisselâmm etrafında toplandılar. Bir ağacın altında, Peygamber elçisini öldürenlerle savaşmak, Peygamberimizin emirlerine sonuna kadar uymak üzere biat ettiler, söz verdiler. Onun için bu ahde, Rıdvan Biati denilir. Müminlerin sayısı ve silâhı zayıftı, fakat imânları kuvvetliydi. Onun için bu biatin tarihteki yeri çok mühimdir.

Müslümanların bu kararlı hazırlığı duyulunca, Kureyşliler telâşa kapıldı. Çünkü ileri gelenler, savaşların kendileri için iyi sonuç vermediğini anlamıştı. Üstelik sulh içinde olurlarsa, Şam ticaret yolunda serbestçe gidip gelebileceklerini düşünüyorlardı. Hemen Hazreti Osman'ı serbest bıraktılar. Andlaşma yapmak üzere de elçiler gönderdiler. Hazreti Osman'ın sağ olarak dönmesiyle müminler rahatladılar.
Hudeybiye Andlaşması (M. 628-H.?)



Peygamberimiz Aleyhisselâm sulhun daha iyi ofacağını ve Mekke'de gizlice imân edenleri düşünerek elçilerle andlaşmayı kabul etti. andlaşma görünüşte müminlerin aleyhine gibiydi. Çünkü kâbe ziyaretinin ertesi seneye kalması, imân eden Mekkelilerin Medine'ye alınmaması, gelirlerse geri verilmesi gibi ağır hükümler vardı. 10 sene için imzalanan bu andlaşma, müminlere çok ağır geldi. Peygamberimiz Aleyhisselâm, kendilerini Fetih Sûresi'nin gelişiyle, zaferin yakın olduğunu müjdeledi. 13 Mart 628 yılında imzalanan andlaşma sırasında, Hudeybiye'de 20 gün kalındıktan sonra dönüldü.

Hudeybiye'de müminlere ağır gelen maddelerin hikmeti kısa zamanda anlaşıldı. O maddeler, kâfirlerin kendi isteğiyle andlaşma-dan çıkarıldı. Çünkü andlaşma hükümlerince, Medine'ye gelemeyen ve barınamayan müslümanlar Şam yolu üzerinde toplandı. 300 kişilik bir mücahid birliği kurarak Mekke kervanları için korkulu rüya oldular. Kâfirler bu tehlike karşısında ricalarla bu hükmü kaldırttılar. Müminlerin Medine'ye serbestçe gelmesi, Arap kabilelerinden dileyenlerin müminlerle birlik olmasıyla İslâmiyet iyice yayıldı ve kuvvetlendi.
Hayber'in Fethi (M. 628- H.7)



Müminler, Hudeybiye andlaşmasına kadar hep Mekke'li düşmanlarla uğramışlar, Şam tarafındakilere karşılık verememişlerdi. Halbuki Hayber'de toplanan yahudilerin zararı hayli büyüktü. Çünkü Medine'den kovulmalarının acısını unutmamışlar, her fırsatta İslâm aleyhinde çalışmaktan geri kalmıyorlardı. Hayber bereketli ve zengin bir yer olduğu için maddî kuvvetleri yerindeydi. Elde ettikleri büyük gelirleri, müminlere zarar vermek için kullanıyorlardı. Nitekim Hendek savaşı bunların maddî destekleriyle olmuş, müşriklerle beraber hareket ederek müminlere ihanetten çekinmemişlerdi.

Peygamberimiz Aleyhisselâm Mekke'lilerden sonra Hayber yahudileri ile de sulh yapıp İslâmın yayılmasını istiyordu. Bunun için elçiler gönderdi. Ancak yahudiler bazı müşrik kabilelerle de dost oldukları için sulhu kabul etmediler. Müşrik dostları ile beraber müslümanları yeneceklerini sandılar. Bunun üzerine, İslâm aleyhinde devamlı olarak kaynayan fitne ve fesad ocağını söndürmek için karar verildi. 2000 kişilik mücahid ordusu dört günlük mesafedeki Hayber kalelerine dayandı. Yahudiler Peygamberimiz Aleyhisselâmm yeniden yaptığı sulh teklifini yine reddettiler. Bunun üzerine kale kuşatıldı ve şiddetli çarpışmalar başladı.

Yahudilere yardım gelecek yerleri müminler kestiği için, kaledekilerin ümitleri suya düştü. 10 gün boyunca çok çetin bir savaş oldu. Kaleler birer birer düşmeye başladı. Hazreti Ali bu savaşta çok üstün kahramanlıklar gösterdi. Yahudilerin düşmeyen kalesi Kamus'un kumandanı meşhur ve cesur pehlivan Mahrab'ı yere serdi. Müminlere meydan okuyan bu korkunç kumandanın ölmesiyle yahudiler paniğe kapıldı. Hazreti Ali Efendimiz bir keramet olarak kale kapısını koparıp kalkan olarak kullandı. Kamus kalesini alan kumandan oldu. Böylece Hayber Fatihi unvanı verildi.

Milâdî 628 yılının Mayıs ayında yapılan bu savaşta yahudiler 93 ölü ile teslim oldular. Müminler ise 15 şehîd verdiler. Hayber'in topraklarını çalıştıracak insanlara ihtiyaç vardı. Onun için yahudiler burada yarı hisse ile çalışmak üzere bırakıldı. Ancak onlar, Peygamberimiz Aleyhisselâmı bir yemek sırasında zehirlemeye kalkıştılar. Yine de afvolundular.

Peygamberimiz Aleyhisselâm, Hayber'den dönerken Fedek yahudilerini de aynı şartlarla topraklarında bıraktı. Vâdilkurâ mahiyesi yahudileri karşı koymak istediyse de, burası fethedildi. Topraklarında yarı hisse ile çalışmaları kabul edildi.

Mekkelilerle andlaşma yapılıp Hayber yahudilerinin de zararsız hale getirilmesiyle Medine'nin iki tarafı da açılmış oldu. Arap kabileleri birer birer gelip imân etmeye başladı. Böylece İslâm Dini, Şam diyarından Yemen'e kadar bütün Arap yarımadasında kök saldı. Bu gelişmelerin hepsi Hudeybiye andlaşmasından sonra olmuştu. Vaktiyle andlaşmayı müslümanların zararına görenler, bu fetihler sonunda fikirlerinde yanıldıklarını anladılar ve pişman oldular.
Hükümdarları Dine Davet (M. 628- H.7)



Peygamberimiz Aleyhisselâm, bütün insanlara ve cinlere doğru yolu göstermek üzere gönderilmişti. Arap kabilelerinin imân etmeye başlamalarından sonra, diğer insanları da hak dine çağırdı. Hicretin yedinci milâdın 628'nci yılı Muharrem ayında, hükümdarlara ve devlet temsilcilerine elçiler gönderdi. Kendilerini ve emirlerinde yaşayan toplulukları İslâm Dinine çağırdı. Yazdığı mektuplarda bir çok nasihatlar etti.

Peygamberimiz Aleyhisselâmm elçilerinden Hazreti Amr b. Ümeyye, Habeş Hükümdarı Ashame'ye; Hazreti Hâtıb b. Ebî Beltia, Mısır Hükümdarı Mukavkıs'a; Hazreti Dıhye b. Halife, Bizans Kralı Herakl'e; Hazreti Süleyt b. Amr, Yemâme Meliki Hevze b. Ali'ye; Hazreti Şücâ b. Vehb, Gassan Meliki Haris b. Ebî Şemmer'e; Hazreti Abdullah b. Huzâfe ise, İran Şahı Husrev Perviz'e gönderildi.

Bunların içinde ilk dört hükümdar, elçileri iyi karşıladı.

Diğer ikisi ise, çok kızarak küstahlık gösterdi. Ancak çok geçmeden belâlara uğrayıp cezalarını çektiler. Habeş Hükümdarının imân ettiği, Bizans Kralı'nın ise bu niyette olduğu halde yanındakilerden çekindiği bildirilmektedir. Elçi geldiği zaman Şam'da bulunan Herakl, Mekke tüccarlarıyla beraber Ebû Süfyan'ı kabul etmiş, Peygamberimiz Aleyhisselâm hakkında bilgi almıştır. Duyduklarının hepsinin son peygamberin vasıfları olduğunu söylemiştir. Mısır hükümdarı nazik bir cevapla bir çok hediyeler ve iki cariye göndermiştir. Bunlardan birisi müminlerin validesi Hazreti Mâriye'dir. Peygamberimiz Aleyhisselâmın mektubunu yere atıp savaşa kalkışan Gassan Meliki'nin yurdu, kısa zaman sonra müslümanlarca fethedildi. Mektubu yırtıp Peygamberimiz Aleyhisselâmı öldürtmek için valisine emir veren İran Şahı ise, kendi oğlu tarafından öldürüldü.
Müminlerin Kabe Ziyareti (M. 628- H.7)



Hicretin yedinci yılı hac mevsiminde, Peygamberimiz Aleyhisselâm 2000 kişilik mümin topluluğuyla Kabe'yi ziyaret etti. Hudeybiye andlaşmasıyla bir sene sonraya kalan bu ziyaret sırasında müminler sadece yolcu silâhlarını kuşandılar, andlaşma hükümlerince üç günlük ziyaret esnasında Kureyşliler şehri boşalttılar. Müminlerin Peygamberimiz Aleyhisselâmın etrafında birlik içerisinde Kabe'de ibadet etmelerini uzaktan hayranlıkla seyrettiler. Medine'de zayıfladıkları suçlaması karşısında Peygamberimiz Aleyhisselâm ile sahabileri başları dimdik halde koşarak güçlerini gösterdiler. Kurbanlarını kestikten sonra Medine'ye döndüler.

Hicretin yedinci, milâdın 628'nci yılında yapılan Kâbe ziyareti, büyük tesirler uyandırdı. Müslümanların dinlerine bağlılıkları, temiz ahlâkı müşriklerin dikkatini çekti. Nitekim Uhud'da İslâm Ordusunu boğazdan basan ve savaşın şeklini değiştiren büyük kumandan Halid b. Velid ile, Amr b. As, Osman b. Talha gibi Kureyş'in ileri gelenleri imân etti. Kâfirlerin kendilerini kınamaları karşısında, İslâm Dininin üstünlüğüne tam inandıklarını, her türlü kötü inançtan kurtulduklarını bildirdiler. Onların Medine'ye gelerek aralarına katılması, müslümanları çok sevindirdi.
Mute Harbi (M. 629- H.Cool



Hicretin sekizinci, milâdın 629'ncu yılı Eylül ayında Rumlarla ilk karşılaşma olan Mute savaşı yapıldı. Peygamberimiz Aleyhisse lamın İslama davet için gönderdiği elçisi Hazreti Haris b. Umeyr, Gassan Meliki Şurahbil tarafından alçakça şehîd edilmişti. Bunun üzerine 3000 kişilik bir ordu toplandı. Peygamberimiz Aleyhisselâm, azadlı kölesi Hazreti Zeyd b. Hârise'yi başkumandan seçti. Şehîdlik halinde sancağı Hazreti Cafer b. Ebî Talib, Hazreti Abdullah b. Revâha ve bir müminin sıra ile almalarını emretti.

İslâm Ordusu Önce Şurahbil'i imân etmeye çağıracak redederse savaşılacaktı. Fakat Bizans Devleti'nin himayesinde olan Gassan Meliki, bunu duymuş kraldan yardım istemişti. Böylece yardım için 100 bin kişilik çok büyük bir ordu toplandı. Müminler Suriye tarafında Kudüs'e yakın Mute kasabasında korkunç Rum ordusunu görünce şaşırdılar. Ancak Allah yolunda, geri dönmelerinin uygun olmadığına karar verdiler. Bu kadar büyük düşman karşısında bir avuç sayılabilecek İslâm mücahidleri amansız bir savaşa girdiler.

Hazreti Zeyd'in şehîd düşmesiyle, Hazreti Cafer başkumandan oldu. 90 yerinden aldığı yaralarla 33 yaşında o da şehîdlik rütbesine kavuştu. Ondan sonra sancağı alan Hazreti Abdullah da şehîd olunca, müminler paniğe kapıldılar. Hazreti Halid b. Velid'in konuşmaları ve çabaları karşısında, kendisini başkumandan seçtiler. Hazreti Halid, orduda yeni ayarlamalar yaptı. Müminlerin gayretleri karşısında sayısını bilemeyen düşmanı şaşırttı. Kahramanca çarpışmalar yaparak elinde dokuz kılıç kırdı. Müminlere taze kuvvet geldiğini sanan düşman bozguna uğradı. Bu fırsatı iyi kullanan Hazreti Halid, ordusunu toparlayıp Medine'ye getirdi. Böylece 12 şehîd verildikten sonra büyük bir felâketin önü alınmış oldu.

Peygamberimiz, savaşta kolları kesilerek şehîd olan Hazreti Cafer'e Cennette iki kanat takıldığını müjdeleyerek "Tayyar = Uçucu" lâkabını bildirdi. Hazreti Halid'e ise "Seyfullah = Allah'ın Kılıcı" lâkabını verdi. O'nun kahramanlığını; askerî dehâsını övdü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hendek Savaşı(M. 627- H.6)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» jiu jitsu teknikleri(evinde savaşmayı öğren)
» Transformers Gezegeni'nden Büyük Bir Hikaye:Büyük Savaş !
» BATI CEPHESİ(KURTULUŞ SAVAŞI)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin :: (¯`·._.·[ EDEBİYAT KÜLTÜR SANAT ]·._.·´¯) :: Tarih Aynası-
Buraya geçin: