Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin

89,5 Radyo Hilal
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» necip fazil ayasofya hitabesi
Cuma Mart 02, 2012 7:40 am tarafından cihan sanli

» osmanli hangi bolgeyi ne kadar yonetti
C.tesi Şub. 25, 2012 7:17 am tarafından cihan sanli

» misvakin onemi
Ptsi Şub. 20, 2012 6:58 am tarafından cihan sanli

» cay nasil demlenir
Perş. Şub. 09, 2012 6:46 pm tarafından cihan sanli

» Aksam namazi guzel bir animasyon
Perş. Şub. 09, 2012 7:54 am tarafından cihan sanli

» seyh sait...
Paz Şub. 05, 2012 8:45 am tarafından cihan sanli

» kemali desifre
Paz Şub. 05, 2012 8:33 am tarafından cihan sanli

» Günlük hayatta hangi isim, kaç kere, ne için zikredilmeli?
Paz Şub. 05, 2012 7:20 am tarafından cihan sanli

» Resulullah efendimizi taniyipta sevmeyen yoktur
Cuma Ocak 27, 2012 8:52 am tarafından cihan sanli

En iyi yollayıcılar
cihan sanli
 
şerife sedef
 
Murat Eyce
 
gülşen
 
fatih
 
sevdali gozler
 
muhammedali
 
deruni
 
goramaz58
 
SiyahNur
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 143 kişi Çarş. Ağus. 09, 2017 5:24 am tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:49 am

HAYATI
1932 yılının Nisan ayında Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü(Cela) köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda şiire merak sardı. Bu, aileden gelme bir merak diyebilriz. Çünkü dedesi, babası ve kardeşleri de şairdirler.

İlk yazdığı şiirleri 2 kitap oIacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 'Hasana Mektuplar' ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. FEDAİ yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı.

1958 yılında buIunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi.1981 yılı Mart ayında emekli oldu.

Mücadeleci şiirlerinin çokluğu şartlardan kaynakIanmaktadır.27 Mayıs darbesi, zinde güçler, demokrasi maskaraIığı ve haksızlıklar hiciv şiirlerini besledi.30'a yakın mahkemeye verildi, hepsinden beraat etti. Avukat tutmadı, hep kendi kendini savundu. Hiçbir iktidarla barışık olmadı. Çünkü,o, insana ve İslâm'a yapılanların zulüm olduğuna inanmıştı. Şiirlerinde esas unsur insandır.

Serdengeçti, Töre-Devlet, Ocak, Yeni Düşünce, Yenisey,Alperen yayınları oIarak şimdiye kadar 12 şiir kitabı, bir tane de makalelerinden derlenen nesir kitabı çıktı.

1985 yılından beri gazetecilik yapmaktadır. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip, niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı:

'Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım'

30 yılı aşkın bir zaman içinde kitapları baskı üstüne baskı yenilemektedir. Bilhassa VUR EMRI adlı kitap günümüz şairlerinin hiç birisine nasip olmayan kabulü görmüştür.

KENDİ DİLİNDEN, KENDİ TARİFİ

'Ebedî kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 1932 yılında dünyaya gelmişim. Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara, kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, 'Özlenecek neresi var? ' diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıstım.

Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler.

Bana gelince:

Sağolsunlar, iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları, ihtilal cuntacıları, 'bilimsel' cüppeliler, entellektüel züppeler, millî soyguncular, sosyete parazitleri, sermaye sülükleri, zulüm-işkence makineleri, adalet katleden hukukçular, dalkavuklar, pezevenkler, üçkağıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar, öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını inkâr etmiyorum, fakat teşekkür de etmiyorum.

Dinsizlerin değil, din düşmanlarının, yani İslâm düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma dinî duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular.

En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim.
Allah (cc) kısmet ederse...'

Evli ve 3 çocuk babasıdır.1984 Ekim ayından bu yana Ankara'da ikamet ediyor. Şu anda hiç bir siyasi kuruluş, hiçbir mesleki dernek üyesi değildir. Hakkın yanında olanları sözleriyle desteklese de, şahısları övmek, beğenmeyince sövmek gibi basitliği kabul etmemektedir.

Yemini var, yazabildiği müddetçe yazacak. kimbilir nereye ve ne zamana kadar...

Yayıncı'dan:

Halk şiirimizin en büyük üstadı Abdurrahim Karakoç, yaşayan canlı şiirleriyle, tatlı üslubuyla hep bizim sesimiz oldu; düşündüklerimizi, söylediklerimizi şiirleştirdi; hislerimizin tercümanı oldu..O bir söyleşide bunu şöyle dile getiriyor:
'Galip Erdem bey'in dediği gibi,inandığımız her şeyi söylemesek bile, söylediğimiz her söz işimizin ve inancımızın aynası olmalı.'
Karacaoğlan, Emrah, Aşık Ömer, Kayıkçı Kul , Pir Sultan Abdal, Ruhsati, Köroğlu, Dadaloğlu, Seyrani, Bayburtlu Zihni, Çıldırlı Aşık Şenlik, Şarkışlalı Aşık Veysel Şatıroğlu gibi şahikadaki isimlerden sonra, günümüzde halk şiirinin en doruktaki ismi hiç şüphesiz Abdurrahim Karakoç'tur.

O kendini şöyle tanıtmaktadır:

'İman kaynağımdır, tevhid havuzum
İslam'ın dışında arama beni
Muhammed-ül Emin tek kılavuzum
Putların peşinde arama beni.

Hak kelâm duyduğum kitap Kur'an'dır
Başka yok! . Uyduğum kitap Kur'an'dır
Dolduğum, doyduğum kitap Kur'an'dır.
Beşerin 'boş'unda arama beni'

Abdurrahim Karakoç, şahsiyet abidesi bir yiğit,bir bilge, bir alperen olarak hayatımıza giren en tatlı, en güzel şairlerimizden birisidir. İşte o güzel, o yiğit dostun şiir kitaplarını 'Alperen Yayınları' olarak yayınlamaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz. Alperen


ESERLERİ
Şiir kitapları: Hasan'a Mektuplar (1965) , El Kulakta (1969) , Vur Emri (1973) , Kan Yazısı (1978) , Suları Islatamadım(1983) , Beşinci Mevsim(1985) , Dosta Doğru, Akıl Karaya Vurdu(1994) , Yasaklı Rüyalar(2000) , Gökçekimi(2000) , Gerdanlık-I(2000) , Gerdanlık-II(2002) , Gerdanlık-III(2005) ,Parmak İzi(2002) ,
Düşünce Yazıları, Çobandan Mektuplar(Deneme)
__________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:50 am

MİHRİBAN"

Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.
Ayrılıktan zor belleme ölümü,
Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

Yâr, deyince kalem elden düşüyor;
Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor
Lâmbamda titreyen alev üşüyor
Aşk, kâğıda yazılmıyor Mihriban.

Önce naz, sonra söz ve sonra hile..
Sevilen seveni düşürür dile
Seneler, asırlar, değişse bile,
Eski töre bozulmuyor Mihriban.

Tabiplerde ilâç yoktur yarama;
Aşk deyince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama,
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban.

Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne;
Kar koysa köz olur aşkın külüne...
Şaştım kara bahtın tahammülüne;
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.

Tarife sığmıyor aşkın anlamı;
Ancak çeken bilir bu derdi, gamı
Bir kör düğüm baştan sona tamamı;
Çözemedim, çözülmüyor Mihriban
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:51 am

"BEN SENİ"

İster ağla ister uyu bakayım
Yüreğime kundakladım ben seni
Yakacaksan yak da kurtul ne deyim
Ateş diye kucakladım ben seni

Göremezsin can yakmaz ki bilesin
Ağrı sızı bırakmaz ki bilesin
Yara açmaz kanatmaz ki bilesin
Gözlerimle bıçakladım ben seni

Mektup yazdım baharına yazına
Gölgeden çık güneş dolsun hazına
Kilit vurdum gecelerin ağzına
Rüyalara yasakladım ben seni

Gönlümü vermişim güle ne hacet
Daha başka bir gönüle ne hacet
Altına elmasa tüle ne hacet
Şefkatimle duvakladım beni seni
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:52 am

ELA GÖZLÜ YAR"

Her ne kusur varsa geçen zamanda
Suçsuzdur aynalar ela gözlü yar
Mecnunlar mevlayı bulursa canda
El olur Leylalar ela gözlü yar

Güzel açar güzelliğin sergisin
Gün ağartır kara saçın örgüsün
Muhabbet faslında ölüm türküsün
Kim söyler kim çalar ela gözlü yar

Estikçe iş çıkar işin içinde
Gençliğin hasret yer sevda göçünde
Bilmez misin dört mevsimin üçünde
Kar olur yaylalar ela gözlü yar

Alı al yeşili yeşilde ara
Ahirete gider kalpteki yara
Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara
Dökülen ayvalar ela gözlü yar

Vakit dolar nakit biter kasanda
Sevda bir kitaptır gönül masanda
Okusan da olur okumasan da
Kapanır sayfalar ela gözlü yar
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:52 am

"BENİ DE ÇAĞIR"

Çileyi koklayıp gül niyetine
Zindana girersen beni de çağır
Sabrı kanaati bal niyetine
Ekmeğe dürersen beni de çağır

Bazen iki dünya sığar içime
Bazen iki güneş doğar içime
Bazen gam yağmuru yağar içime
Sen beni ararsan beni de çağır

Dostların var ise divanelerden
Gözyaşın aktıysa minarelerden
Binlerce senelik viranelerden
Birşeyler sorarsan beni de çağır

Ezelin ezelden öncesi vardı
Yine sonsuzluktur sonsuzun ardı
Zaman yumağına bizi kim sardı
Aklını yorarsan beni de çağır

Dışarda göz yanar içerde yürek
Taahhüt ehline tahammül gerek
Mazlum yarasına merhem diyerek
Gözyaşı sürersen beni de çağır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:53 am

AŞK HİKAYESİ

Başımdan bir kova sevda döküldü
Islanmadım, üşümedim, yandım oy!
İplik iplik damarlarım söküldü
Kurşun yemiş güvercine döndüm oy!

Yağmur yorgan oldu, döşek kar bana
Anladım ki kendi gönlüm dar bana
Alev dolu bardakları yâr bana
Sunuverdi içtim içtim kandım oy!

Sevgi ektim, naz biçmeye çalıştım
Ne zamana, ne kendime alıştım
Kırk senede yedi hasret bölüştüm
Yedi dünya bana düştü sandım oy!

Gönül şahinimi yordum gerçeğe
Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe
Teselliden kanat kırdım gerçeğe
Tecellinin sinesine kondum oy!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:54 am

DOSTA DOĞRU

İçimde uzayan her yol
Çıkar gider dosta doğru
Nergis. ıtır, menekşe, gül
Kokar gider dosta doğru

Zamanım yoğrulur gamla
Birleşir sabah akşamla
Ilık kanım damla damla
Akar gider dosta doğru

Gel bende gör, sen gel beni
Durduramaz engel beni
Görmediğim bir el beni
Çeker gider dosta doğru

Beynim fırın, bağrım tandır
Yanarım hayli zamandır
Sevgim bir yavru ceylandir
Çeker gider dosta doğru

Ne saklarım ne gizlerim
Yalnızca onu özlerim
Tabutta bile gözlerim
Bakar gider dosta doğru
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:54 am

GELECEĞİM

Yıllar yirmi olsa da, otuz olsa da
Yollar kar, çamur olsa da, buz olsa da
Bedenim yorgun, aç ve susuz olsa da
Bir gün yalın ayak, terli gömlekle
- Gelirim, beni bekle

Belki yakında olur, belki de uzak
Sırtımda hatıralar, saçlarımda ak
Gün, tarih bilemiyorum amma, muhakkak
Bitmeyen bir azim, sabır ve emekle
- Gelirim, beni bekle

Unutmam mümkün değil, unutur sanma
'Gelmez' diyen olursa sakın inanma
Umutlarını kaybetme ha zamanla
Geç kaldı diyerek gam çekme
- Gelirim, beni bekle

Sıcak bir yaz akşamında olabilir
Sarı bir güz akşamında olabilir
Kışın beyaz akşamında olabilir
Ellerinde bir top mavi çiçekle
- Gelirim, beni bekle

Cümle köprüleri sel alsa da tek, tek
Söz vermişim bir kere engel ne demek
Başı karlı, kara dağlardan geçerek
Azığım bir tas su, bir dürüm ekmekle
- Gelirim, beni bekle

Vermese de kaybolan gençliğimiz
Ayıran bir gün kavuşturacak bizi
Ve içimde sevgilerin en temizi
Seninle dolu, arı, duru bir yürekle
- Gelirim, beni bekle
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:55 am

HATIRLATMA

Mektup derken şiir oldu bak gene
Darılırsan ben ölürüm, unutma...
Taze sarmaşığım, hoyrat bedene...
Sarılırsan ben ölürüm, unutma...

Bir gün güneş olur göle doğarsın
Bir gün yağmur olur yola yağarsın
Bir gün çiçeklerden koku sağarsın
Yorulursan ben ölürüm, unutma...

Kılıç ağzı yoldur, ok ucu meydan
Dikkat et; sen benim canımsın ey can! .
Koyakta kekliksin, kayada ceylan
Vurulursan ben ölürüm, unutma...

“Aşk” denince aklı bırak, deli ol! .
Işık ışık gökten inen dolu ol
Boz-bulanık akan yağmur seli ol
Durulursan ben ölürüm, unutma...

Dinlemek zor, anlamak zor yâr beni
Göreceksen dertte, gamda gör beni
Gönül toprağıma yaptım türbeni
Dirilirsen ben ölürüm, unutma..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:57 am

BEBEĞE ÇAĞRI



Soyguncu soysun da, vurguncu vursun

Sen ana karnında boşa durursun

Doksan günde çık gel, dokuz ay dursun



Doğmaya gayret et, doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.



Üçkağıtçı düzen geçip gitmeden

Her ocakta üç- beş baykuş ötmeden

Çabuk ' Devlet malı deniz' bitmeden



Doğmaya gayret et, doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek



Makam armağandır, koltuk hediye

Muhkem ilamlar var ' rüşvet ye' diye

Ne diye beklersin söyle ne diye?



Doğmaya gayret et doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek



Göz kırpınca sıfırı çok sayılar

Zirveye tırmandı topal ayılar

Yağcı yeğen arar haydut dayılar



Doğmaya gayret et doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.



Artık banka soymak basit eğlence

Günde milyar hiçtir ' yurtsever genç' e(!)

Dünyaya duhül et, gel biraz önce



Doğmaya gayret et doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek



Tez çık, haram süt bul, beleş kundak bul

Yalancılık mübah, yüzsüzlük makbul

Hukuksal açıdan bir ' olanak' bul



Doğmaya gayret et doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek



Adi ekranlarda iğrenç yüzü gör

Halkı tiksindiren bir kof dizi gör

Önce onları gör, sonra bizi gör



Doğmaya gayret et doğmaya bebek

Sonra geç kalırsın yağmaya bebek
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:57 am

BEBEĞE İHTAR



Geçmişte yağmanın hasat dönemi

Acele gel diye çağırdım seni

Şimdi iş değişti dur, dinle beni

Dokuz aylık yolu altmış ayda çek

Beş sene dolmadan doğma ha bebek.



Emmin, dayın annen, baban kereste

İşçi, memur, çiftçi, çoban kereste

Çarşı, pazar, yazı-yaban kereste

İnsanlar ya mertek, ya orta direk

Beş sene dolmadan doğma ha bebek.



Doğarsan üç günlük iş bulamazsın

Acıkırsın, ekmek, aş bulamazsın

Ucuz toprak, beleş taş bulumazsın

Yaşamak rezillik, rüsvaylık demek

Beş sene dolmadan doğma ha bebek.



Arı peteğinde ağulu bal var

Kaçıp kurtulmaya ne yön, ne yol var

Sıkıver dişini, annene yalvar

Buradan rahattır orda beklemek

Beş sene dolmadan doğma ha bebek.



Kurtlar sülük oldu, sıyrıldı posttan

Kaçan kurtuluyor, ahbaptan dosttan

Değişti bahçıvan, bozuldu bostan,

Hıyarlar acıdır, karpuzlar kelek

Beş sene dolmadan doğma ha bebek.



Vaziyet bambaşka vaziyet oldu

Yaşamak işkence, eziyet oldu

Dalkavukluk üstün meziyet oldu.

Sanatkârlar sansar, dâhiler şebek

Sözümü dinlersen hiç doğma bebek.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:58 am

BEBEĞE SİTEM



'Aman gelme' dedim, bak geldin işte

Dünyaya meylin var, 'beşer'sin bebek

Bir bilsen dünyamız neyin nesidir

Ayırır ağzını işersin bebek.



Kimisi su katar içtiğin süte

Kimisi at sokar yediğin ete

Günahtan, hileden, haramdan öte

Zulmet kuyusuna düşersin bebek.



Yukarıya gitsen 'köle' sayarlar

Aşağıya insen tefe koyarlar

Her saat bir başka renge boyarlar

Baktıkça sen sana şaşarsın bebek.



Önün bal-petekli, elin mühürlü

Omuzun kötekli, dilin mühürlü

Haftan ipotekli, yılın mühürlü

Aydan, günden mahrum yaşarsın bebek.



Sevgimiz rüşvettir seversek seni

Aldatmak içindir ne versek seni

Kalleş çağımızla eversek seni

Gerdeğe girmeden boşarsın bebek.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 6:59 am

DUA



Senin ak alnından, gök gözlerinden

Önce dallar, sonra yapraklar öpsün.

Eğilsin yıldızlar, tutsun elinden

Gecelerden sonra şafaklar öpsün.



Aşk diyorlar en mukaddes hayale

Ve sen de düşesin o sonsuz hâle

Hazdan dudakların olsun bir lâle

Güller, karanfiller, zambaklar öpsün.



Sende kemal bulmuş renk, şekil, biçim

Yaşamanın öz suyusun bir içim

Olanca suların sağlığı için

Seni her gün göller, ırmaklar öpsün.



Kumral saçlarında nisan yağmuru

Yazın, ak yüzünden gölgenin moru

Ağzından en serin, hem de en duru

Kayalardan akan kaynaklar öpsün.



Çimenler okşasın ayaklarını

Çiçekler koklasın parmaklarını

Ben öpmeden önce yanaklarını

Varsın teller, tüller, duvaklar öpsün.



Kıskançlık çakılı kazıktır serde

Bölünsün bu rüya en tatlı yerde

Seni canlı kullar öpmesinler de

Kefenler sarılsın, topraklar öpsün.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 7:00 am

ZİKRULLAH



Sular aşka gelir, çoşar HAK diye

Başın taşa vurur vurur HÛ çeker.

Rüzgâr dağdan dağa koşar HAK diye

Arada bir durur durur HÛ çeker.



Otlar bile HAK diyerek bitermiş

Yağmur HAK’tan gelir, HAK’ka gidermiş

HAK âşığı âmâ gözlü bir derviş

HAK yolunda yürür yürür HÛ çeker.



Ağaç dal dal, HAK’ka açar kucağı

Acı vermez HAK emrinin bıçağı

Gökte güneş HAK’kın sönmez ocağı

Dağdaki kar erir erir HÛ çeker



Gök güvercin HAK der uçar seherde

Balık suda HAK’kı içer seherde

Kırmızı gül HAK der açar seherde

Kokusunu verir verir HÛ çeker.



HAK’kın yolcuları HAK’ta buluşur

Varlık zerre, zerre HAK’kı bölüşür

Kalp bedende HAK HAK diye çalışır

Kan damara varır varır HÛ çeker.



Hak mührü var ceylanların gözünde

Hak yazılı kâinatın yüzünde

HAK Resul-ü Muhammed (S.A.) ’in izinde

Gönül HAK’kı görür görür HÛ çeker.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 7:01 am

TEBLİĞ



Ya İslam'da erirsin

Yan inkarda çürürsün

Yol mezarda bitmiyor

Girdiğinde görürsün.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 7:02 am

SUSAR KÂİNAT



Adlî İlâhî’den sual eylesem

Kapanır dudaklar, susar, söylemez..

Acep hangi meyve helâldir desem

Sararır yapraklar, susar, söylemez..



Munis bir merakım, mağrur bir merak

Tohum bir merakım, yağmur bir merak

Maden bir merakım, çamur bir merak

Utanır topraklar, susar, söylemez..



Karlı dağlar uykuya mı yattı ki

Geçitleri haydutlar mı tuttu ki

Deli rüzgâr dilini mi yuttu ki

Ormanlar-ırmaklar, susar, söylemez..



Desem ki adalet, hürriyet var mı?

İnananlar inancını yaşar mı?

Yoksa zulüm-zillet boydan aşar mı?

Kararır şafaklar, susar, söylemez..



Bir yemine çeksem gök yere değer

Âlem söz orucu tutarmış meğer

Balıklar başını önüne eğer

Sallanır kavaklar, susar, söylemez..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 7:03 am

SULARI ISLATAMADIM



Savaştayım elli yıldır

Ömrüm geçti boşalt, doldur

Anlamadım bu ne hâldir

Birgün silah çatamadım



Suları ıslatamadım.



Ekin ektim başak yılan

Kuşandığım kuşak yılan

Yorgan akrep, döşek yılan

Birgün rahat yatamadım



Suları ıslatamadım.



Ne payem oldu, ne sayem

En doğruya varmak gayem

Düşüncemdir tek sermayem

Alan yoktur satamadım



Suları ıslatamadım.



Yolum yokuş, izim ayrı

Dilim yağsız, sözüm ayrı

Bedenimden özüm ayrı

Biri bire katamadım



Suları ıslatamadım.



Talipli yoktur sevgiye

Anlamadım, neden? Niye?

Canlar gücenmesin diye

Can attım, gül atamadım



Suları ıslatamadım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    Çarş. Kas. 10, 2010 7:04 am

ÖLÜLERE İHTAR



Ey eski ölüler kalkın mezardan

Dünyayı bir daha görün de gidin.

O günler mi berbat yoksa bugün mü

Biz değil...siz karar verin de gidin.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri    

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Abdurrahim Karakoç'un Hayatı ve Eserleri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Maradona'nın Hayatı
» mustafa sandal'ın özel hayatı
» Âşık Gevheri Hayatı
» sean paul'un hayatı
» KERİMHAN DUMAN

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin :: (¯`·._.·[ EDEBİYAT KÜLTÜR SANAT ]·._.·´¯) :: Önemli Şahsiyetler-
Buraya geçin: