Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin

89,5 Radyo Hilal
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» necip fazil ayasofya hitabesi
Cuma Mart 02, 2012 7:40 am tarafından cihan sanli

» osmanli hangi bolgeyi ne kadar yonetti
C.tesi Şub. 25, 2012 7:17 am tarafından cihan sanli

» misvakin onemi
Ptsi Şub. 20, 2012 6:58 am tarafından cihan sanli

» cay nasil demlenir
Perş. Şub. 09, 2012 6:46 pm tarafından cihan sanli

» Aksam namazi guzel bir animasyon
Perş. Şub. 09, 2012 7:54 am tarafından cihan sanli

» seyh sait...
Paz Şub. 05, 2012 8:45 am tarafından cihan sanli

» kemali desifre
Paz Şub. 05, 2012 8:33 am tarafından cihan sanli

» Günlük hayatta hangi isim, kaç kere, ne için zikredilmeli?
Paz Şub. 05, 2012 7:20 am tarafından cihan sanli

» Resulullah efendimizi taniyipta sevmeyen yoktur
Cuma Ocak 27, 2012 8:52 am tarafından cihan sanli

En iyi yollayıcılar
cihan sanli
 
şerife sedef
 
Murat Eyce
 
gülşen
 
fatih
 
sevdali gozler
 
muhammedali
 
deruni
 
goramaz58
 
SiyahNur
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 143 kişi Çarş. Ağus. 09, 2017 5:24 am tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 MUHİDDİNİ ARABİ (k.s.)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: MUHİDDİNİ ARABİ (k.s.)    Cuma Kas. 05, 2010 3:51 pm

Muhiddini Arabi, cömertliği ile meşhur Tay kabilesindendir. Miladi 1165'de İspanya'nın Mürsiyye şehrinde doğdu. 1240 tarihinde Suriye'de, Şam'da, Salihiye kasabasında, Cebeli Kasyunda (kasyun dağında) metfundur.

28 yaşına kadar Endülüste kaldı. 34 yaşına kadar Kuzey Afrika'yı gezdi. 40 yaşına kadar hicazda bulundu. 75 yaşına kadar Konya, Erzincan, Erzurum, Malatya, Sivas gibi şehirlerde bulundu. Şam'da son bulan ömrü boyunca 475 eser yazdı. En önemli eserleri, mana yüksekliği bakımından Fususulhikem, ikincisi Fütuhatı Mekkiye'dir.

Muhiddini Arabi'nin İSLAMİ açıdan kimliği: Peygamberimiz Hatemülenbiya idi. Yani Adem (a.s.) ile (İsa) Mesih arasında dal isimlere bağlı, tüm peygamberlerin risaleten özü ve sonuncusudur.

Muhiddini Arabi, velayet ve risalet itibarı ile hatemülevliya idi. Yani irfan bakımından Peygamberimizin mukabili idi. Hz. Ali (r.a.)'nin Peygamberimizden aldığı velayet ilminin kemalat bulan uzantısı olup, en geniş açıklama yapan ilahi ruhsata sahiptir. Bir başka manevi lakabı da 'Şeyhi Ekber'dir.
En uzun oruç tutan dört isimden biridir. (sırasıyla) İdris (a.s.) 16 sene, ne yedi, ne içti, ne uyudu. İkincisi, Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) 23 sene (Kur'an'ın iniş süresince) ne yedi, ne içti, ne uyudu. Görünürde hem yedi, hem içti, hem uyudu. Pazartesi-Perşembe günü oruçlu gözüktü. Biz ümmetine örnek olmak için. Üçüncüsü, Ebu Ukkalulmağribi'dir. 4 sene süreyle, ne yedi, ne içti, ne de uyudu. Ben Hakk'ın cemali ile iftar edeceğim dedi. Ve de öyle oldu.


Dördüncüsü, Muhiddini Arabi'dir. 9 ay süre ile, ne yedi, ne içti, ne uyudu. Muharrem ayının birinde oruca başladı. Ramazan bayramında iftar etti (zira, ramazan bayramında bir gün, kurban bayramında dört gün oruç tutmak haramdır).

Tabip anlayışı içinden bakılınca, bu kadar süre aç kalanın yaşaması mümkün değil denir. 'Peki bunlar nasıl yaşadılar?' sorusuna cevabımız şöyle: ahirette ne ile gıdalanacak isek, onlar da onunla gıdalandılar. Yani hadisi şerifte: "Ölmeden evvel ölünüz" açıklamasında olan ölüm içine girdiler. Ahiret hayatı, ölümden sonra gelen hayattır. Onlar bu hayatı bulunca, gıdayı da buldular ve yaşadılar.

İşte Muhiddini Arabi bu halleriyle ahiret tarafının sınırlarını böyle buldu, eserlerini bu görüş ve bu anlayış içinde yazdı. 475 eserini değil anlamaya, okumaya bir insanın ömrü yetmez.

Peygamberimiz, bir başka hadisi şerifte şöyle der: "Nas (tüm ademden gelenler) uykudadır. Öldükten sonra uyanırlar." Demek ki ölüm uyanıştır. Ölmeden önce ölenler bu uyanışa girenlerdir. Öyleyse bunların eserleri, gerçekleri en iyi, en açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Kur'an'ın bilinmeyen taraflarını bunlar bilir.

Şimdi irfan baş öğretmeni olan Muhiddini Arabi'yi dinleyelim. Fütühatı Mekkiye isimli eserinde der ki; "Kıyamete kadar vuku bulacak (harpler dahil) bütün büyük olayları haber verirdim. Ancak, insanların kaderleri üzerinde olumsuz etki yapacağından açıklamıyorum. Sadece bir kaç tanesini açıklayalım."

Birincisi; "Benim mezarımı Yavuz Sultan Selim bulacak." Yolu düşen herkes, İstanbul'da Fatih Çarşamba'da, Yavuz Selim camiine uğrasın. Kutsal emanetlerin bulunduğu yere gitsin. Orada taş üzerine yazılmış şöyle bir yazı görünecektir.

"İza dehallesinu veşşin. Zehere kabru muhiddin." Türkçesi; sin, şine girdiği zaman, Muhiddin'in mezarı ortaya çıkar (bunun uzun hikayesi var. Şeriatçılar onun için ölüm fermanı çıkarınca mezarını gizledi). Burada şin ( ) Şam isminin baş harfidir. Yani, Yavuz Sultan Selim Şam'a girince demektir. Böylece kendisinden 277 yıl sonra (1517-1240=277) gelecek olan Yavuz Sultan Selim'in mezarını bulacağını haber veren Muhiddini Arabi (k.s.) geleceği Allah'ın izniyle biliyordu.

İkincisi; "Yavuz Sultan Selim 31 günde Mısır'ı alacak dedi." Ne 30 oldu, ne de 32. Dediği gibi çıktı. Geleceği ancak Allah bilir. Onun bildirmesiyle de nebiler ve veliler de bilir. İşte Allah'ın yakınlarının üstünlüğü.

Üçüncüsü; "Osmanlı Devleti 600 seneden fazla yaşayacak ve yıkılacak."

Dördüncüsü; Şam'da 7 yaşında çocukken babası ile giden Mevlana Celaleddini Veli'yi görünce şöyle dedi: "Deryaya bak deryaya, gölün peşinden gidiyor." Burada Mevlana'nın istidadından geleceğini görmüştü. Bunun ne büyük Hakk yakınlığı olduğunu anlayın. Kimliğini ve eserlerini bu açıdan değerlendirmek gerekir.

Bursalı İsmail Hakkı (k.s.) Kenzi Mahfi isimli eserin 83. Sayfasında şöyle der: "Hz. Ali'den (kerremellahu taalahü vecheh) sonra ekmel mezhair (Hakk'a mazharları bulunan) hatemülevliyadır. Yani Muhiddini Arabi (k.s.) ve ismi Muhammed bini Alidir (manası, Ali'nin oğlu Muhammed). Filhakika Ali'nin evladı maneviyesindendir. Ali, sureti Muhammed (yani Peygamberimizin sureti) olduğu gibi, Muhammed bini Ali dahi, sureti Ali ve belki sureti Muhammed'dir."

Özetle diyor ki velayet ilmi, Muhammed Mustafa (s.a.v.)'dan damadı Hazreti Ali'ye geçti. Ali'den de, şeyhi ekber (bilinen) hatemülevliya namile maruf Muhiddini Arabi'ye uzandı (575 sene sonra). Bu ilim kablosu, kıyamete kadar gider. Soyu devam ettiren, oğul-torun akışı gibi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
MUHİDDİNİ ARABİ (k.s.)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» arapça SECDE AYETLERİ

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin :: (¯`·._.·[ EDEBİYAT KÜLTÜR SANAT ]·._.·´¯) :: Önemli Şahsiyetler-
Buraya geçin: