Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin

89,5 Radyo Hilal
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» necip fazil ayasofya hitabesi
Cuma Mart 02, 2012 7:40 am tarafından cihan sanli

» osmanli hangi bolgeyi ne kadar yonetti
C.tesi Şub. 25, 2012 7:17 am tarafından cihan sanli

» misvakin onemi
Ptsi Şub. 20, 2012 6:58 am tarafından cihan sanli

» cay nasil demlenir
Perş. Şub. 09, 2012 6:46 pm tarafından cihan sanli

» Aksam namazi guzel bir animasyon
Perş. Şub. 09, 2012 7:54 am tarafından cihan sanli

» seyh sait...
Paz Şub. 05, 2012 8:45 am tarafından cihan sanli

» kemali desifre
Paz Şub. 05, 2012 8:33 am tarafından cihan sanli

» Günlük hayatta hangi isim, kaç kere, ne için zikredilmeli?
Paz Şub. 05, 2012 7:20 am tarafından cihan sanli

» Resulullah efendimizi taniyipta sevmeyen yoktur
Cuma Ocak 27, 2012 8:52 am tarafından cihan sanli

En iyi yollayıcılar
cihan sanli
 
şerife sedef
 
Murat Eyce
 
gülşen
 
fatih
 
sevdali gozler
 
muhammedali
 
deruni
 
goramaz58
 
SiyahNur
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 143 kişi Çarş. Ağus. 09, 2017 5:24 am tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 İHRAMCIZÂDE İSMAİL HAKKI TOPRAK EFENDİ (K.S)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
cihan sanli

avatar

Mesaj Sayısı : 354
Kayıt tarihi : 28/09/09
Yaş : 32
Nerden : SUUDIARABISTAN

MesajKonu: İHRAMCIZÂDE İSMAİL HAKKI TOPRAK EFENDİ (K.S)   Perş. Kas. 04, 2010 4:12 pm

Nakşibendî tarikatının Halidiyye kolu mürşitlerinden İsmail Hakkı Toprak Efendi (k.s), 1880 yılında Sivas’ın Örtülüpınar Mahallesi’nde dünyaya gelmiştir. Babası Hüseyin Hüsnü Bey, Sivas kolağasıdır. Halk arasında Nilli Hatun diye bilinen annesi Aişe Hanım, zamanın Nakşibendî büyüklerinden Seyyid Mustafa Hakî Efendi’ye intisaplı Medineli bir seyyidedir.
Sivas Çifte Minare’deki ilk tahsilinden sonra rüştiyeyi bitirmiş; ardından medrese tahsilini aynı yerde bulunan Şifaiyye Medresesi’nde yapmıştır. Arapça ve Farsça’ya anadili gibi vâkıf olan İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi, kendilerini ilmî sahada, bilhassa dinî ilimlerde yetiştirmişlerdir. Tahsilinin ardından askerlik görevini Kurtuluş Savaşı yıllarında kol komutanı olarak maiyetindekilerle birlikte Suşehri’ne cephane taşımak suretiyle yerine getirmiştir.

Sivas’ta bulunan Kadirî büyüklerinden Arap Şeyh ile Halvetî Mûr Ali Baba ile manevî münasebetleri olmuş ve sonunda Tokatlı Seyyid Mustafa Hakî Efendi (k.s) ile tanışarak tam bir teslimiyet içinde tasavvufî âleme girmiştir. İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi (k.s), Tokat’da Müskirat memurluğu, Sivas’ta Düyun-i Umumiye Memurluğu ve Cedid Tuzlasında Müdürlük yapmıştır. 1931 yılında emekli olduktan sonra Çitil Han’da bir süre komisyonculuk yapmış, bu suretle elde ettikleri gelirini de insanların hizmeti ve ihtiyaçları için sarfetmiştir.

İhramcızâde İsmail Hakkı Efendi (k.s), soyadı kanunundan sonra “TOPRAK” soyadını almış olmakla birlikte, gerek eserlerinde, gerekse çeşitli vesilelerle İsmail İhramî, Hakkı, Garibu’llah, Garibu’llah-ı Sivasî, Karibu’llah, Refi’u’llah ve Vakinu’llah adlarıyla alâkalı olarak, “İrşat vazifemizin evvelinde çok garip kaldık, kendimize “Allah’ın garibi” diye Garibu’llah diyorduk. Ama şimdi ‘ğayını kaf’ ettik.” demiştir. “Böylece Ğaribu’llah, Karibu’llah (Allah’a yakın) oldu” diye buyurmuşlardır.

Tokatlı Mustafa Hakî Efendi (k.s)’ye olan muhabbetinden bir müddet Tokat’da çalışan İhramcızâde, üstadının 1908 yılında Tokat Mebusu olarak İstanbul’a gitmesi üzerine işini Sivas’a nakletmiştir. 1919 yılında Hakî Efendi (k.s)’nin vefatı üzerine; 23 Nisan 1920’de T.B.M.M’ye Sivas Mebusu olarak katılan Mustafa Takî Efendi (Doğruyol)’ye intisap etmiştir. Onun da 1925 yılında ahirete irtihali ile manevî yolun bir irşad görevlisi olarak onların manevî emanetini taşımış; gönüllere hizmet etmiştir.

İsmail Hakkı Toprak Efendi (k.s)’nin hayatı ve şahsiyetini anlatan kendi kelamları her haliyle onun büyük bir şahsiyet sahibi olduğunu anlatıyor. Bazı güzel sözlerinden örnekler vererek kendi diliyle önder vasıflı insanlarda bulunması gereken hususları şöyle ifade etmişlerdir:
- Tasavvuf, yok olup, sonra var olmaktır.
- İnsan ne ararsa zannında bulur.
- Muhabbeti olan hata görmez, görse de göz yumar.
- Şeriatı gözetiniz, şeriatı olmayanın tarikatı olmaz.
- Öl ama söz verme. Eğer vermiş isen o sözden de asla dönme.
- İdare ilmini öğrenin, insan kızınca şeytanın malı olur.
- Oğlum, Allah’ın rızasını kazan, gönlünü yap, işini O’na gördür.
- Neyi seversen onunla kalırsın, ne ile meşgul isen, o olursun!
- Sen seni sevdiğinle bil. O seninledir.

Yâre Yâdigâr Mevlid-i Nebi Adlı Eseri:
İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi (k.s), mürşidi Sivaslı Mustafa Taki Efendi (k.s)’nin mensur olarak yazdığı mevlidini sonradan nazma çekmiştir. Eserin mesnevî nazım şeklinde Türkçe olarak yazılan kısmı 175 beyittir. Eser 8 beyitlik “Muhammed” redifli Türkçe bir kaside ve Arapça 8 beyitlik bir na’t ile birlikte toplam 191 beyittir. Eserin belli kısımlarında tekbir ve salavatlar da yer almaktadır. Bu eserin yazma nüshaları mevcuttur. Kendisinin bizzat kurşun kalemle rik’a hattı ile yazmış olduğu nüshası H. Hulûsi Ateş Şeyhzadeoğlu Kütüphanesi’ndedir. İsmi geçen eseri, 1969 yılında Türkçe ve Arapça harflerle Dizerkonca Matbaasında basılmıştır.

MEVLİDİ’N-NEBİ ALEYHİSSELAM
Bismi’llahi’r-rahmani’r-rahim

Elhamdülillâh Elhamdülillâh
Sen ekrem etdin bizleri ey şâh

Hem o nebî-i âhir zamâne
Ümmetlik ile verdin nişâne

Ana hem Âli ve sahbına her an
Olsun salât u selâm firâvân

Anlar ki etdi bu dîni ihyâ
İzlerince gitdi eslâfım ammâ

Bu âciz Hakkı bilmem ne etsem
Râh-ı selefde bir adım atsam

Derdim dem-â-dem aczim bilirdim
Lâkin o Hâdi dâ’imdi virdim

Târîh-i hicret olmuşdu tâ ki
Bin üç yüz elli ve hem de iki

Rebi’u’l-evvel on dokuzuncu
Çehârşenbe günü silk etdim inci

Râh-ı selefde bir kadem atdım
Hamden ve hamden bu lutfa yetdim

Yatmışdım der-rûz kaylûleye ben
Gördüm menâmda bir zât-ı ahsen

Der ismim tevfik sana verildim
Bu son seferinde ben sana erdim

Her emrine Hak etdi müheyyâ
Lâkin sen oku bir hoşça ma’nâ

Elimde buldum bir dürr-i mevzûn
Andan okudum ve oldum mahzûn

Mevlûd-ı pâk-i Rasûlu’llâhı
Görsem n’olurdu o yüzi mâhı

Derken uyandım kendimi buldum
Dürr-i mensûrla çok meşgûl oldum

Üstâdım Takî aleyhi’r-rahme
Yazmışdı mensûr etmişdi tuhfe

Geldi dile ben eyledim cür’et
Aldı beni çok hüzn ile haclet

İhramcızâde İsmail Hakkı Efendi (k.s), asıl hizmetini yazdığı eserlerden ziyade; Sivas ve çevresinde yaptırdığı çeşitli eserler ile manevî rahle-i terdisinden geçen büyükler vasıtasıyla meydana koymuştur. Bu yönüyle Sivas ve çevresinin maddî manevî kalkınmasında rehberlik etmiş, unutulmaz hizmetler yapmıştır.

Sünnet-i seniyyeye son derece bağlı bir maneviyat önderi olan İsmail Hakkı Toprak Efendi (k.s), “İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” Ölçüsünden hareket ederek Sivas ve çevresinin her türlü sosyal, kültürel ve iktisadî meseleleriyle ilgilenmiş camii, okul, köprü, çeşme vb. eserlerin yapım ve onarımlarında önderlik etmiştir. Ayrıca çeşitli dernek ve vakıf başkanlıklarında bulunmak suretiyle hemen her alanda hizmetlerine ömür boyu devam etmişlerdir. Bir rivayete göre 106, başka bir rivayete göre de 154 eserin yapım ve tamiratına vesile olmuştur.

İhramcızâde İsmail Hakkı Efendi (k.s)’nin yapım veya tamirine vesile olduğu eserlerden bazıları şunlardır;
1- Sivas Ulu Camii’nin Onarımı.
2- Hoca İmam Camii Minaresi.
3- Sivas İmam-Hatip Lisesi.
4- Hayırseverler Camii.
5- Sofu Yusuf Camii.
6- Serçeli Camii.
7- Dikimevi Camii.
8- Zara-Cencin Köyü İçme Suyu.
9- Zara-Cencin Köyü Köprüsü.
10- Tozanlı Köprüsü.
11- Sivas ve çevresinde muhtelif sebil çeşmeleri.

“Altıncı Şehir” adlı kitabın yazarı, Ahmet Turan ALKAN kitabının “Efendi Hazretleri” bölümünde O’nu şöyle tarif ediyor:
“Gözleri iriydi, maviliğinde gri bulutlar geziniyordu. Gözleri, yuvasına sığmıyor gibi dışarı taşmıştı. Hep munis bakıyordu. Muhabbet dedikleri şey, "Efendi Hazretleri"nin muhitine o gözlerden yayılıyordu. Ufak tefek, kamburu çıkmış, kısa beyaz sakallı kırpık bıyıklı, alt dudağı bariz derecede etli, iri kemerli burnu ile dikkat çeken ve güzelliğini fizik unsurlarıyla inşâ etmeden de güzel bir ihtiyardı. Ah, o çok ihtiyardı, ben çocuktum. Evde olduğu zaman, onu dilediğim an görebilme imkânım vardı ama ben çocuktum; konuşamadık. Benim sorularım belirginleştiğinde o çoktan dâr-ı beka’ya yürümüş gitmişti. Sorularım ise hâlâ bende duruyor.
Yaz-kış kasketle dışarı çıkardı, yaz-kış mevsimine göre gri ya da siyah pardesü giyerdi. Kuşluk vakti ya da öğleden sonra "vekâle"ye gitmek üzere dışarı çıkacağı zaman, bir koşu dışarı çıkar, fayton çevirir, uzun bahçeyi koşarak geçip içeri haber verir, kapısını açardım. Başımı okşar, iltifat eder ve daima takım giydiği elbisesinin yelek cebinden sarı bir yirmibeş kuruş çıkarır, bahşiş verirdi. Hayır yirmibeş kuruş değildi, ikibuçuk liraydı: Daha üç-beş saniye bile geçmeden o sarı yirmibeşlik, "Efendi Hazretleri"nin ardı sıra gölgesini bile incitmekten çekinerek yürüyen ihvanları tarafından daha büyük meblağlara tahvil olunurdu. Ben bire on kazanan bir karaborsacı kadar memnun olurken, ihvanlar da Efendi Hazretlerinin elinden çıkmış bir aziz hatırayı edindikleri için sevinirlerdi. Ve o sevinci ben sarı leblebiye, mavi bilyeye, yeşil plastik toplara ve külrengi sinema biletlerine çevirirdim.

Şeyh ile ihvan arasındaki gönül alâkaları, çocukluk muhayyilemin kavrayışından çok uzaklardaydı ama bu alâkanın hâsılını çocuk da olsanız elle tutabilir, gözle görebilirdiniz: Muhabbetti! Tekkenin kireç sıvalı duvarlarında, bahçe içindeki ince beton yolun en başında, meyvesini ancak eylüllerde teslim eden taş armutta, ihvanların çehresinde ve "Efendi Hazretleri"nin her haletinde titreşen, ince bir buğu gibi tabahhur ederek atmosfere yayılan, tekkeyi (uzaktan ya da yakından) istintak eden "siyasî memurları" son derece efendi ve hürmetkar davranmaya mecbur eden muhabbetti. Muhabbetin sıklet merkezi, iri gözlerinin maviliğinde gri bulutlar gezindiren "Efendi Hazretleriydi. Onun bilgisi tahtında duran kimya, sıradan insanları; berberleri, kundura tamircilerini, çiftçileri, ümmî ev hanımlarını, memurları gözbebeklerinde "muhabbeti" büyüten olgun insanlar haline getiriyordu. Yıkıldı, tükendi diyeceğiniz insanları bu kimya ile ihya ediyordu; insanları güzelleştiriyor, ayakta tutuyor ve herşeyle barıştırıyordu. Onun çevresinde kavga yoktu. Çocuktum ama anlıyordum.

60’lı yılların Sivas’ını inşa eden beşerî çizgilerden belki de en mühimi, İhramcızâde İsmail Efendi (k.s.)’nin etrafında dönüp duran bir manevî iklimdi…”
Son devrin önemli mutasavvıflarından biri olan ve insanlığa, imanın sevgiden geçtiğini öğreten İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi (k.s) 02.08.1969 Cumartesi günü sabah saat 09.00 sularında vefat etmiştir. Cenaze namazı Sivas Paşa Camii’nde kılınmış ve kendisinin önderliğinde onarım ve tamiri yapılan Sivas Ulu Camii haziresine defnedilmiştir.
İsmail Hakkı Efendi (k.s)’nin büyük bir titizlilikle yetiştirdiği ve kendisinden sonra manevî yolunu takip eden Darendeli Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi, mürşidinin vefatına manzum bir tarih düşmüştür. İsmail Hakkı Efendi (k.s)’ nin kabir kitabesinde de yer alan manzume şöyledir:

Tarik-i Nakşibendî piri (ebcel) mürşid-i kâmil
Garîbullahî Hakkı gavs-i âzam Şeyh İsmail
Engin gönlünde yüce muradı hâsıl oldu
(Toprak) toprağa verildi Hakk’a vâsıl oldu
İsmail Hakkı Toprak Efendi’nin nüfus hüviyet cüzdanı, meşlahı, kasketi, gözlüğü, saati ve diğer şahsî eşyaları Darende’de H. Hulûsi Ateş Şeyhzadeoğlu Özel Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.

Somuncu Baba Araştırma ve Kültür Merkezi Yayınları arasında Lütfi ALICI tarafından hazırlanan, “İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri” adlı kitap yayınlanmıştır. (Ankara, 2001)
[b]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İHRAMCIZÂDE İSMAİL HAKKI TOPRAK EFENDİ (K.S)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin :: (¯`·._.·[ EDEBİYAT KÜLTÜR SANAT ]·._.·´¯) :: Önemli Şahsiyetler-
Buraya geçin: