Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin

89,5 Radyo Hilal
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» necip fazil ayasofya hitabesi
Cuma Mart 02, 2012 7:40 am tarafından cihan sanli

» osmanli hangi bolgeyi ne kadar yonetti
C.tesi Şub. 25, 2012 7:17 am tarafından cihan sanli

» misvakin onemi
Ptsi Şub. 20, 2012 6:58 am tarafından cihan sanli

» cay nasil demlenir
Perş. Şub. 09, 2012 6:46 pm tarafından cihan sanli

» Aksam namazi guzel bir animasyon
Perş. Şub. 09, 2012 7:54 am tarafından cihan sanli

» seyh sait...
Paz Şub. 05, 2012 8:45 am tarafından cihan sanli

» kemali desifre
Paz Şub. 05, 2012 8:33 am tarafından cihan sanli

» Günlük hayatta hangi isim, kaç kere, ne için zikredilmeli?
Paz Şub. 05, 2012 7:20 am tarafından cihan sanli

» Resulullah efendimizi taniyipta sevmeyen yoktur
Cuma Ocak 27, 2012 8:52 am tarafından cihan sanli

En iyi yollayıcılar
cihan sanli
 
şerife sedef
 
Murat Eyce
 
gülşen
 
fatih
 
sevdali gozler
 
muhammedali
 
deruni
 
goramaz58
 
SiyahNur
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 143 kişi Çarş. Ağus. 09, 2017 5:24 am tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 HZ. EBU BEKİR MİSALÎ YAŞAMAK…

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
şerife sedef

avatar

Mesaj Sayısı : 146
Kayıt tarihi : 06/10/09
Yaş : 33
Nerden : sivas

MesajKonu: HZ. EBU BEKİR MİSALÎ YAŞAMAK…   Paz Ekim 31, 2010 11:17 pm

Kimi gençler vardır; büyük izler bırakmışlardır ardından. Kendileri göçüp gitse de gitmeye mahkûm olduğumuz dünyadan, adları ve sanları bir mıh gibi çakılmıştır yüreklerimize ve beyinlerimize…



Kimi gençler vardır; hep hayra davet eden ve her hayrın başını çeken… Hal böyle olunca, isimleri hep hayırlarla yâd edilen…



İşte, bu gençlerden bir tanesi; Hz. Ebu Bekir (radıyallahu ahu)… Soylu, asil, zeki ve cömert delikanlı…



Ne çok tanımak isterdik kendisini. Zira o, aklın ve yüreğin hakkını vererek yaşayan hayâ insanıydı. Yeryüzünün İslamiyet’e gebe olduğu dönemlerde, bataklığın hüküm sürdüğü belde olan Mekke’de, bataklığın yanından bile geçmeyen büyük sahabe…



İnsanlar o dönemde, yaptıkları putlara taparken ve daha sonra yaptıkları putları yeme garipliğinde bulunurken; o, belki de güldü geçti bunlara sadece. Meşru görülen kumara, içkiye elini bile sürmeyen bir gençti o. Daha İslamiyet gelmeden kapatmıştı kapılarını küçük büyük her günaha…



Dünya hasret şimdi böyle gençlere. Kendinden emin, Allahu Zülcelal’in yasakladığı, aklının ve mantığının da kabul etmediği çirkinlikleri elinin tersiyle iten gençlere öylesine muhtacız ki. Onu örnek almaya ve ona benzemeye ne çok ihtiyacımız var.



Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anhu) cömertliğiyle nam salmıştı Mekke beldesinde. Varını yoğunu hiç düşünmeden Allah yolunda harcamış, düşkünlere, ihtiyaç sahiplerine her zaman el uzatmıştır. Peki ya bizler, bizler de Hz. Ebu Bekirce yaşamaya gayret gösterebiliyor muyuz? Yoksa bizler, sadece kendi ihtiyaçlarımızı giderme telaşına mı kapıldık? “Hep bana” diye düşünenlerden mi olduk acaba?...



Kapımıza gelen ihtiyaç sahibine, gönülden vermemiz gerekmez mi bizden olan bir şeyi? Bölmemiz gerekmez mi ekmeğimizi? Tıpkı Hz. Ebu Bekir gibi ki o, ekmeğini bölmemiş, yeri gelmiş tüm ekmeğini uzatmış karşısındakine. Şimdi biz böyle yapsak kınanırız, garipseyen bakışlarla karşı karşıya kalırız.



Sözüm ona, şimdinin çağdaş dünyasında vermenin adı “saflık/delilik” olmuş çünkü. Biriktirmek, daha çok biriktirmek ve yalnız başına yemekse “uyanıklık” olmuş. Rabbin hoşuna gitmeyen tavrın adı “uyanıklık” olsa ne yazar!... Önemli olan, Allah’ın rızasını kazanabilmek değil midir? Yarın bize fayda verecek olan paylaştıklarımızdır, biriktirip öte tarafa götüremediklerimiz değil!







Evet, masum gençlik böyle uyutuluyor işte. Paylaşma duygusundan uzaklaştırılmaya, merhametsizliğe yöneltiliyoruz. Paylaşma duygusu körelmiş durumda, bencillik had safhada. Kendi öz kardeşimize bile elimizi uzatmayacak durumlara geldik, getirildik.



Açlıkla cebelleşen komşumuzdan ya da uzak diyardaki Müslüman kardeşlerimizden bihaberiz. Mümin olmak böyle miydi? Hz. Ebu Bekir böyle mi yapmıştı? Yarın onun arkasında yer almak istemez miyiz cömertliğimizle. O zaman gelin bir adım atalım cömert olabilmek için. Hz. Ebu Bekir’ce yaşayabilmek için…



Paylaşmak, Allah için infakta bulunmak, insan ruhunu olgunlaştırır ve mutlu eder. Gelin deneyelim bunu bir gün; kimseler bilmeden, görmeden, sadece Allah rızası için bir ihtiyaç sahibinin ihtiyacını giderelim. Ruhumuzun kanatlandığını hissetmek çok uzun sürmeyecektir eminim. Hem Allah’ı sevindirecek hem de karşımızdaki insanın ebediyete uzanan dualarına gark olacağız.



Hangi şey böylesi bir mutluluğun yerini alabilir ki?...Deneyelim göreceğiz… HZ. EBU BEKİR MİSALÎ YAŞAMAK… Kimi gençler vardır; büyük izler bırakmışlardır ardından. Kendileri göçüp gitse de gitmeye mahkûm olduğumuz dünyadan, adları ve sanları bir mıh gibi çakılmıştır yüreklerimize ve beyinlerimize…Kimi gençler vardır; hep hayra davet eden ve her hayrın başını çeken… Hal böyle olunca, isimleri hep hayırlarla yâd edilen…İşte, bu gençlerden bir tanesi; Hz. Ebu Bekir (radıyallahu ahu)… Soylu, asil, zeki ve cömert delikanlı…Ne çok tanımak isterdik kendisini. Zira o, aklın ve yüreğin hakkını vererek yaşayan hayâ insanıydı. Yeryüzünün İslamiyet’e gebe olduğu dönemlerde, bataklığın hüküm sürdüğü belde olan Mekke’de, bataklığın yanından bile geçmeyen büyük sahabe…İnsanlar o dönemde, yaptıkları putlara taparken ve daha sonra yaptıkları putları yeme garipliğinde bulunurken; o, belki de güldü geçti bunlara sadece. Meşru görülen kumara, içkiye elini bile sürmeyen bir gençti o. Daha İslamiyet gelmeden kapatmıştı kapılarını küçük büyük her günaha…Dünya hasret şimdi böyle gençlere. Kendinden emin, Allahu Zülcelal’in yasakladığı, aklının ve mantığının da kabul etmediği çirkinlikleri elinin tersiyle iten gençlere öylesine muhtacız ki. Onu örnek almaya ve ona benzemeye ne çok ihtiyacımız var.Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anhu) cömertliğiyle nam salmıştı Mekke beldesinde. Varını yoğunu hiç düşünmeden Allah yolunda harcamış, düşkünlere, ihtiyaç sahiplerine her zaman el uzatmıştır. Peki ya bizler, bizler de Hz. Ebu Bekirce yaşamaya gayret gösterebiliyor muyuz? Yoksa bizler, sadece kendi ihtiyaçlarımızı giderme telaşına mı kapıldık? “Hep bana” diye düşünenlerden mi olduk acaba?...Kapımıza gelen ihtiyaç sahibine, gönülden vermemiz gerekmez mi bizden olan bir şeyi? Bölmemiz gerekmez mi ekmeğimizi? Tıpkı Hz. Ebu Bekir gibi ki o, ekmeğini bölmemiş, yeri gelmiş tüm ekmeğini uzatmış karşısındakine. Şimdi biz böyle yapsak kınanırız, garipseyen bakışlarla karşı karşıya kalırız.Sözüm ona, şimdinin çağdaş dünyasında vermenin adı “saflık/delilik” olmuş çünkü. Biriktirmek, daha çok biriktirmek ve yalnız başına yemekse “uyanıklık” olmuş. Rabbin hoşuna gitmeyen tavrın adı “uyanıklık” olsa ne yazar!... Önemli olan, Allah’ın rızasını kazanabilmek değil midir? Yarın bize fayda verecek olan paylaştıklarımızdır, biriktirip öte tarafa götüremediklerimiz değil!Evet, masum gençlik böyle uyutuluyor işte. Paylaşma duygusundan uzaklaştırılmaya, merhametsizliğe yöneltiliyoruz. Paylaşma duygusu körelmiş durumda, bencillik had safhada. Kendi öz kardeşimize bile elimizi uzatmayacak durumlara geldik, getirildik.Açlıkla cebelleşen komşumuzdan ya da uzak diyardaki Müslüman kardeşlerimizden bihaberiz. Mümin olmak böyle miydi? Hz. Ebu Bekir böyle mi yapmıştı? Yarın onun arkasında yer almak istemez miyiz cömertliğimizle. O zaman gelin bir adım atalım cömert olabilmek için. Hz. Ebu Bekir’ce yaşayabilmek için…Paylaşmak, Allah için infakta bulunmak, insan ruhunu olgunlaştırır ve mutlu eder. Gelin deneyelim bunu bir gün; kimseler bilmeden, görmeden, sadece Allah rızası için bir ihtiyaç sahibinin ihtiyacını giderelim. Ruhumuzun kanatlandığını hissetmek çok uzun sürmeyecektir eminim. Hem Allah’ı sevindirecek hem de karşımızdaki insanın ebediyete uzanan dualarına gark olacağız.Hangi şey böylesi bir mutluluğun yerini alabilir ki?...Deneyelim göreceğiz…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.karavasar.tr.gg
 
HZ. EBU BEKİR MİSALÎ YAŞAMAK…
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin :: (¯`·._.·[ EDEBİYAT KÜLTÜR SANAT ]·._.·´¯) :: Sizden Gelenler-
Buraya geçin: