Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin

89,5 Radyo Hilal
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» necip fazil ayasofya hitabesi
Cuma Mart 02, 2012 7:40 am tarafından cihan sanli

» osmanli hangi bolgeyi ne kadar yonetti
C.tesi Şub. 25, 2012 7:17 am tarafından cihan sanli

» misvakin onemi
Ptsi Şub. 20, 2012 6:58 am tarafından cihan sanli

» cay nasil demlenir
Perş. Şub. 09, 2012 6:46 pm tarafından cihan sanli

» Aksam namazi guzel bir animasyon
Perş. Şub. 09, 2012 7:54 am tarafından cihan sanli

» seyh sait...
Paz Şub. 05, 2012 8:45 am tarafından cihan sanli

» kemali desifre
Paz Şub. 05, 2012 8:33 am tarafından cihan sanli

» Günlük hayatta hangi isim, kaç kere, ne için zikredilmeli?
Paz Şub. 05, 2012 7:20 am tarafından cihan sanli

» Resulullah efendimizi taniyipta sevmeyen yoktur
Cuma Ocak 27, 2012 8:52 am tarafından cihan sanli

En iyi yollayıcılar
cihan sanli
 
şerife sedef
 
Murat Eyce
 
gülşen
 
fatih
 
sevdali gozler
 
muhammedali
 
deruni
 
goramaz58
 
SiyahNur
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 143 kişi Çarş. Ağus. 09, 2017 5:24 am tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 Andolsun Biz Kur’ân’ı düşünüp öğüt alınması için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan yok mudur? (Kamer 17,22,32,40)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
şerife sedef

avatar

Mesaj Sayısı : 146
Kayıt tarihi : 06/10/09
Yaş : 34
Nerden : sivas

MesajKonu: Andolsun Biz Kur’ân’ı düşünüp öğüt alınması için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan yok mudur? (Kamer 17,22,32,40)   Çarş. Nis. 07, 2010 10:05 am

...
Birliktelik: Kur’ân’ın mânâsından sürekli istifade etme zevk ve alışkanlığını kazanan insanlarla sık sık görüşün. Onların başarılı oldukları uygulamaları kendi şartlarınıza uyarlayarak daha da geliştirmeye çalışın.
Aynı alışkanlığı kazanmak isteyen insanlarla görüş alışverişi yapın, birlikte kararlar alın, birbirinizi teşvik ve kontrol edin; “Hayırda yarışma” anlayışı içinde, hedefiniz aynı olduğu için hepinizi memnun edecek bir yarışma havasına girin. Bunu yapabildiğiniz kadar devam ettirin.

Hediye: Arkadaşlarınıza, dostlarınıza ve yeni evlenecek olanlara Meâlli Kur’ân hediye edin. Bu konuda size verilen hediyelerden sonra ilk fırsatta hediye eden kişiye geri bildirimde bulunun. Nasıl istifade ettiğinizi söyleyin. Bu hem sizi daha çok teşvik eder, hem de o kişiyi.
Kurulacak yuvanın kötülüklerden uzak, mutlu ve sürekli olması isteniyorsa, her insanın Allah’ın rehberliğine ihtiyacı olduğunu belirterek okumaya teşvik edin. Bunun olmazsa olmaz yaygın bir alışkanlık hâline gelmesine çalışın.

Ortam oluşturmak: Okuduklarınızdan uygun gördüğünüz yerleri başkalarına da okuyun. Onlardan da ihtiyaca en çok hitap ettiğini düşündükleri veya başka uygun buldukları âyet meâllerini size söylemelerini veya okumalarını isteyin.

Uygun yerlere koymak: Bulunduğumuz mekânlarda, bizim ve çevremizdeki diğer insanların elini uzatabileceği yakınlıktaki uygun yerlere meâl veya Kur’ân’dan âyetler içeren kitapçıklar koyabiliriz.

Sakin vakit – En verimli zaman dilimi: Gün içinde insanın veriminin en yüksek olduğu bir zaman dilimi vardır. “Sakin vakit” adı verilen bu zaman dilimi herkese göre değişir. Kimisi için gece yarısında, kimisi için sabahın erken saatlerindedir. O altın saatte Allah’ın Kitabı’nı düşünerek okumak, herhalde çok isabetli olur ve “en değerliye, en değerliyi vermek” Allah’ın da çok hoşuna gider.
Kur’ân insanlara nasıl gösterilmeli? Kur’ân insanlara, hiç bıktırmadan her zaman daha büyük bir zevk ve hevesle en çok okunan kitap; Allah’tan gelen en güzel ve en önemli bilgilerin en doğru kaynağı; her zaman en iyi yol gösterici; kitapların kitabı olan en güzel kitap; insanlığı mutluluğa götüren, insanı insan yapan değerlerin İlâhi menbaı; Allah’ın sözü olduğu için çözülenler yanında içinde kıyamete kadar çözülmeyi bekleyen daha nice güzellikler olan en büyük hazine olarak sunulmalıdır. O güzelliklerden örnekler sunulmalı, böylece O’ndaki Allah bilgisinin sonsuzluğu kanaati oluşturulmalıdır.
Büyükler, “Yârân istersen Kur’ân yeter!” demişler. Kur’ân’a, gerçekte olduğu gibi yârân olduğu, dost oladuğu idrâkiyle yaklaşmak ve başkalarını, özellikle çocuklarımızı o bakış açısıyla yaklaştırmaya çalışmak gerek.
Ah güzel örnek! En güzel yaklaşım ve etkileme tarzı, güzel örnek olmaktır. Güzel örnek olmanın özü, söylenenlerle yapılanların uyum içinde olmasıdır. Fakat bu, sevdirmek için yeterli olur mu? “Güzel örnek” meselesi genellikle yanlış anlaşılıyor. İyiyi, doğruyu, güzeli yapmak, “güzel örnek” olabilmek için tek başına yeterli olamıyor. Ya? Sevdirici, cezbedici, yapmaya teşvik edici olmayan hiçbir örnek, güzel örnek değildir.
Yunus ne diyor:
Bilmek olmak değildir,
Olmaya bak, olmaya.

Tavsiyede bulunurken: İnsanlara tavsiyede bulunurken dikkat etmemiz gereken üç basamak:
1. Sıcak bir yaklaşım, yani duygulara hitap,
2. Tavsiye,
3. Sebep veya sonucuna kısaca işaret etmek.

Mukayese ile farkın vurgulanması: Allah’ın sözünü okuyanla okumayan bir olmaz. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” İnsanların ne dediğini öğrenmek için ne kadar gayret sarf ediyoruz; acaba bizi ve tarihler boyunca her şeyi yaratan Allah bize neler söylüyor, merak etmemek mümkün mü?
“Allah kelâmının insanların kelâmına üstünlüğü, Allah’ın kullarına üstünlüğü gibidir.” Hadîs-i kudsîsinin penceresinden bakarak ve baktırarak Kur’ân’a dikkatleri daha kolay çevirmek mümkün.
Mukayese ile farkın vurgulanması, hedefe kestirmeden götüren, kısa ve keskin bir çözümdür. Çünkü, Hz. Ali (k.v.) Efendimizin ifadesiyle, “Nimetlerin kıymeti, ancak zıtların mukayesesi ile takdir edilir.”

Ailece bir arada, “her gün bir âyet”: Çocuklardan ve ailemizin her ferdinden, biz de dâhil, her gün akşam sofrasında veya sofradan sonra bir araya geldiğimizde, hangi ihtiyaca hitap ettiğini de söyleyeceği bir âyet meâlini okumasını isteyebiliriz. Âyet metnini de okursa daha güzel olacağını hatırlatır, fakat zorlamayız.
Bu, yapabilecekler için, “her sofrada bir âyet” şeklinde de uygulanabilir.

Hanımlar arası günlerde: Kur’ân sevdalısı hanımların, hanımlar arasındaki günlere katılarak, genel ihtiyaca hitap eden bir iki âyet meâli söyleyip üzerinde birkaç cümlecik konuşması. Başkalarını da her gelişlerinde bir tek âyet meâliyle gelmeleri için teşvik etmesi. Elbette âyet metni de okunursa daha güzel olur.

Herkes faal: Düzenlenen sohbete katılacak herkes önceden, istediği bazı âyetleri okur ve tefsirlerden açıklamalarına bakar. Sohbette okur ve anlatır. İnisiyatif alır. Herkes harekete geçer. Kendisini çok iyi yetiştirmiş olanlar ayrıca yine derslerini yapar.

Okutup ciddiyetle dinlemek: Bu metodu ilk defa İbni Kesîr’in “Hadîslerle Kur’ân-ı Kerîm Tefsiri” kitabının “İthaf”ında gördüm. Prof. Dr. Bekir Karlığa şunları söylüyordu: “Bu çalışmayı, çocuk yaşlarda bana, çok sevdiği İsmail Hakkı Bursevî’nin Rûhu’l-Beyan’ını okutarak, tefsir zevkini tattırmaya çalışan rahmetli babam Besnili İbrahim Hoca’nın ruhuna minnet ve hürmetle ithaf ediyorum.”
Allah Kelâmı’nı bu şekilde okutup dinleyerek sevdirmek ve anlaşılmasını sağlamak mümkün.

İşaretler koymak, cebimizde küçük bir defter veya cep bilgisayarı: Okuma sırasında işaretler koyabilir, sayfanın kenarına notlar alabilirsiniz. Hele küçük bir defteriniz ya da cep bilgisayarınız olur da oraya notlar alırsanız daha bir güzel olur. Hatırda da kalsın, satırda da...
Meâlini öğrendiğiniz veya orijinalini ezberlediğiniz âyetin sûre ismini ve âyet numarasını bilirseniz, bunun çok faydasını görürsünüz.

Bilgisayar, CD, MP3 çalar, radyo ve kaset çalardan dinleyerek: Bu imkanların biri olmazsa diğeri bugünün dünyasında artık hemen hemen herkeste var. Evde, yolda, işyerinde, bunu alışkanlık hâline getirebilirsiniz. Ayrıca ailece belli zamanlarda dinleyebilirsiniz. Sadece Kur’ân meâli okuyan radyo bile var.
Ne zaman başlamayı düşünüyorsunuz? Peki, sizi Allah’a daha çok yaklaştıracak ve bütün sıkıntıların çözüm kaynağına giden yol olan gayretlenmelere, Allah’ın dediklerini daha çok okumaya, dinlemeye, anlamaya ve yaşamaya götürecek bu adımları, mevcut hâlinizi aşacak şekilde uygulamaya ne zaman başlamayı düşünüyorsunuz?
Peygamberimiz (s.a.v.)’in “İki günü eşit olan kimse zarardadır.” Hadîs-i şerifini bu konuda uygulayalım. Başlangıçta ne kadar süre uygulayalım? Bir ay, on beş gün, on gün desek zor. Bir hafta desek o da biraz zor gözüküyor. Fakat üç gün uygulamayı az bir gayretle herhalde herkes yapabilir. Peki ne zaman uygulamaya başlayalım? Bugün mü, yarın mı? Bu soruya vereceğimiz cevabın arkasından şu Hadîs-i Şerif’i hatırlayalım ki, Peygamberimiz (s.a.v.), “Yarın yaparım, diyen helâk oldu.” buyuruyor.
Öyleyse, bugünden başlayalım ve kendimizi test edelim. Bakalım hayatımızda neler değişecek? Sonra da yapabildiğimiz kadar, zamanını artırarak, keyfiyetini güçlendirerek devam ettirelim.

Pano veya levha: Panoya büyük yazılarla her gün bir âyet veya duvara her gün yeni bir âyet, levha olarak asılabilir. Belli zamanlarda veya uygun zamanlarda anlamı hakkında konuşulur.

Merakı tahrik: Çeşitli âyetlerin konularına, anlamlarına veya başka özelliklerine dikkat çekilerek öğrenmek için meraklar tahrik edilir.

Her gün kaç kişiye kaç âyet: “Her gün en az on (beş, üç ya da bir) kişiye, ihtiyacına uygun bir âyet söyleyeceğim” diyerek kendimize söz verebilir ve çocuklarımız dahil -sıkmadan, zorlamadan- başkalarını da buna teşvik edebiliriz.

Sohbete başlamadan: Bir sohbet topluluğu oluştuğunda asıl sohbet konularına geçmeden önce herkesin bir âyet meâli -biliyorsa aynı zamanda metni- söylemesini, konu hakkında birkaç cümle söylemesini isteyebiliriz. Daha baştan topluluğun atmosferi değişir. Buna devam edildiğinde neler olur düşünün.

Her karşılaşmada: Arkadaşlar kendi aralarında anlaşarak, her karşılaştıklarında selâm kelâmdan sonra birbirlerine birer âyet meâli söyleyebilirler. Söyleyecekleri âyeti ihtiyaca göre seçmeye çalışırlar.

Mail ve/ya mesaj: Dostlarınıza, içinde âyet meâli olan bir mail ve/ya mesaj gönderin. Cuma’yı unutmamak üzere özellikle mübarek gün ve gecelerde.

Mübarek gün, gece ve aylar: Mübarek gün, gece ve aylarda, o gün ve gecelerle ilgili âyetlerin meâl ve tefsirine bakın, aranızda okuyun ve konuşun. En kıymetli zamanları en kıymetliye ayırın.

Selâm ve dua ile ...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.karavasar.tr.gg
 
Andolsun Biz Kur’ân’ı düşünüp öğüt alınması için kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan yok mudur? (Kamer 17,22,32,40)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» sagodan yerli yalakanın havasını alan sarkı sözleri...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin :: (¯`·._.·[ EDEBİYAT KÜLTÜR SANAT ]·._.·´¯) :: Sizden Gelenler-
Buraya geçin: