Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin

89,5 Radyo Hilal
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» necip fazil ayasofya hitabesi
Cuma Mart 02, 2012 7:40 am tarafından cihan sanli

» osmanli hangi bolgeyi ne kadar yonetti
C.tesi Şub. 25, 2012 7:17 am tarafından cihan sanli

» misvakin onemi
Ptsi Şub. 20, 2012 6:58 am tarafından cihan sanli

» cay nasil demlenir
Perş. Şub. 09, 2012 6:46 pm tarafından cihan sanli

» Aksam namazi guzel bir animasyon
Perş. Şub. 09, 2012 7:54 am tarafından cihan sanli

» seyh sait...
Paz Şub. 05, 2012 8:45 am tarafından cihan sanli

» kemali desifre
Paz Şub. 05, 2012 8:33 am tarafından cihan sanli

» Günlük hayatta hangi isim, kaç kere, ne için zikredilmeli?
Paz Şub. 05, 2012 7:20 am tarafından cihan sanli

» Resulullah efendimizi taniyipta sevmeyen yoktur
Cuma Ocak 27, 2012 8:52 am tarafından cihan sanli

En iyi yollayıcılar
cihan sanli
 
şerife sedef
 
Murat Eyce
 
gülşen
 
fatih
 
sevdali gozler
 
muhammedali
 
deruni
 
goramaz58
 
SiyahNur
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 143 kişi Çarş. Ağus. 09, 2017 5:24 am tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 BİR BAŞ ÖRTÜSÜ HİKAYESİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
şerife sedef

avatar

Mesaj Sayısı : 146
Kayıt tarihi : 06/10/09
Yaş : 33
Nerden : sivas

MesajKonu: BİR BAŞ ÖRTÜSÜ HİKAYESİ   Salı Ara. 08, 2009 12:44 pm

Burasi bir kumas pazari… Ben de bir
zamanlarin gözde kumasiydim. Ama simdi eskisi gibi bana ragbet
etmiyorlar. Modam geçmis. Renklerim canli degilmis. Yasli isiymisim. Bu
yüzden diger parlak renklerin altinda kalmis, ezilme tehlikesiyle karsi
karsiyaydim. O karanlik ve tozlu yerde yillardan beri bekliyordum.
üstümdeki top kumaslarin parçalari bitiyor, yenileri geliyordu. Ustam
kumaslari düzlerken bazen bana gözü çarpiyor, esefle “Yer kapliyorsun
yillardan beri burada. Seni artik buradan kaldirmak gerekiyor” diyordu
kendi kendine. “Hayir” diye avazim çiktigi kadar bagirmak istiyordum.
“Bir gün elbet beni de alan biri bulunacak” Diger havali renkler alay
ederek “Komik olma, artik senin yüzüne bakan bile yok” dediler. “Bir de
bize bak. Ne kadar da güzeliz! Renklerimiz seker gibi. Desenlerimiz göz
alici. Oysa sen ne kadar da iç kararticisin!” Kendimi savunarak “Hiç de
iç karartici degilim! Bir zamanlar ben de yok satiyordum. Aranan bir
kumastim!”
“O bir zamanlardi sekerim, simdi bayanlar kendilerinin
farkina vardilar. Daha güzel olmak istiyorlar. Daha çekici, daha göz
kamastirici olmak istiyorlar. Ama sen mahkeme suratlisin!” dedi uçuk
bir pembe kumas. iste her gün böyle sözler duyuyor, gittikçe daha
derinlere dogru kayiyordum. Dogru söylüyorlardi. Benim çoktan modam
geçmisti. Oysa önceden bayanlar dikkat çekmemek için beni tercih
ederlerdi. Benden genellikle basörtüsü yaparlardi. Ben bunlari
düsünürken içeriye genç bir bayan girdi. Agir tavirlariyla, sade
giyimiyle vakarli birine benziyordu. Ben bütün olanlari diger
kumaslarin altindaki küçük bir araliktan izliyorum. Ustam müsteriyi
görünce “buyurun küçük hanim, yardimci olabilir miyim?” dedi. Genç kiz
sakin bir edayla bakislarini kumaslarin üzerinde gezdirip “basörtülük
bir kumas ariyorum” diye bir kus gibi sakidi. Bunu duyar duymaz,
kalbimden vurulmustum. Bizim bulundugumuz yere dogru geliyorlardi.
üstümdeki uçuk renkli kumaslar güzellik yarisina girmis gibiydiler.
Benim duydugumu onlar da duymus üstümde debelenip duruyorlardi.
Fisildayarak “susun geliyorlar” dedim.
Portakal rengi bir kumas “Eee
sana ne oluyor? Biz varken senin hiç sansin yok!” dedi eglenerek. “sans
mi, kader mi görecegiz!” dedim. Genç kizin beni görmesini çok arzu
ediyordum. Ama nasil? O kadar derinlerde kalmistim ki, ustam beni
zahmet edip çikarir miydi? Ustam eline fistik yesili bir kumasi alip
“Küçük hanim bu renk size çok yakisir. simdi genç kizlar hep bu
renklerden aliyor.” dedi. Genç kiz kumasa göz ucuyla bakip pek tenezzül
etmedi. Diger kumaslari inceliyor gittikçe gül yüzüne bir kaygi gelip
oturuyordu. Ustam da genç kiza yardimci oluyordu. “Yine siz bilirsiniz
ama bence yasiniza su pembe, turuncu rengi çok uygun.” dedi. Renkli
kumaslar hep bir agizdan “Eveeet!” dedi. Kendimi göstermek için büyük
bir çabaya girmistim. Ama digerleri beni itekliyor, kendileri öne
geçmek için beni eziyorlardi. iyice bunalmistim. “Ahh boguluyorum,
çekilin üstümden be!” diye bagirmak istiyordum. Mutlaka beni ariyordu.
Genç kiz hayal kirikligiyla “Aradigim burada degil galiba!” dedi.
“Buradayim
küçük hanim, ne olur devam edin!” diye bagirmak istiyordum. O kadar
altta kalmistim ki, gördügüm tek sey karanlikti. “Allah’im ne olur bana
yardim et!” dedim debelenerek. Genç kiz kumaslara üzgün bir sekilde
bakip “Tesekkür ederim.” dedi ustama. iste, gidiyordu. Ustam desen beni
unuttu. “Usta! Duymuyor musun beni? Bak ben buradayim!” dedim
çaresizlikle. Biliyordum ki beni duymayacakti. Kaderimin gül yüzü
gidiyordu iste. Ustam üstümdeki kumaslari düzlerken bir sey hatirlamis
gibi birden “Küçük hanim bir dakika!” deyip üstümdekileri bosaltmaya
basladi. Aman Allah’im, giderek rahatliyordum. Ferahliyordum. Diger
kumaslar mizmizlaniyordu. Kivrak bir hareketle beni hizla çekip “Seni
tamamen unutmusum” dedi kendi kendine yine. “Alistik usta artik buna”
dedim. Genç kiz beni görünce hizla yanimiza geldi. Gözleri isildiyordu.
Bana sevgiyle dokundu, iste birbirimize ilk sevdalandigimiz an.
Gözlerini benden alamiyordu. Ben de onun gül yüzünden. Kader bizi bir
araya getirmisti sonunda. Diger kumaslar bize giptayla bakiyordu. Bilge
bir kumas “Eyvah” dedi. “Eyvah, çok gözyasi göreceksin!” “Evet,” dedim,
“mutluluk gözyaslari…”
Eve geldigimizde genç kiz dakikalarca aynanin
karsisinda benden gözünü alamadi. Yillardan beri böylesine deger
verilmemisti bana. Beni basina örtüp namaz kiliyor, Kur’ân okuyordu.
Hiç böyle duygular yasamamistim. Disarida gül yüzlümü bir kalkan gibi
koruyor, kem gözlerden sakliyordum. Onunla çok güzel günlere sahit
oldum. Arkadaslari tarafindan çok sevilen bir kizdi. Bazen
dostluklarini kiskaniyordum. Benim onu sevdigim gibi acaba o da beni
seviyor muydu? Sürekli ders çalisiyor, kitaplar okuyor, uzun uzun
düsünüyordu. Bazi geceler masanin basinda uyuyakaliyordu. Kimi zaman
uzaklara dalar, aksam oldugunda bir nilüfer gibi kendini iç dünyasina
kapatirdi. Sonra gözleri bana kayar, gül yüzü gerçekten bir gül rengini
alirdi.
Bir gün ikimiz de korkunç bir seyle sarsildik. Mutlu günler
sona ermisti artik. Gül yüzlüm artik okuyamayacakti. Okuluna devam
edemeyecekti. Okuma hakkini elinden almislardi. çünkü beni tercih
etmisti. Basörtüsünü… Olmadik hakaretlere ugruyor, herkes gelecegini
bilir gibi karanlik masallar uyduruyorlardi. Artik bizim için yeni bir
süreç baslamisti. Gül yüzlüm baskilara direnecek, kendisiyle ayni
yasaklara maruz kalanlarla yeni ve anlamli dostluklar kuracakti..
Zulme, sürgüne duçar edilmisti. Bu bir basörtüsü sevdasi olmali. Sabret
gül yüzlüm, sabret! su an karanlik. Belki gecenin en koyu oldugu bir
vakit. safak yakindir gül yüzlüm, safak yakindir. Basak basak olacak
bir gün ümitlerimiz. Allah’in rahmet kanadinin altinda bulusacak bir
gün ellerimiz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.karavasar.tr.gg
 
BİR BAŞ ÖRTÜSÜ HİKAYESİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin :: (¯`·._.·[ EDEBİYAT KÜLTÜR SANAT ]·._.·´¯) :: Şiir Defteri-
Buraya geçin: