Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin

89,5 Radyo Hilal
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» necip fazil ayasofya hitabesi
Cuma Mart 02, 2012 7:40 am tarafından cihan sanli

» osmanli hangi bolgeyi ne kadar yonetti
C.tesi Şub. 25, 2012 7:17 am tarafından cihan sanli

» misvakin onemi
Ptsi Şub. 20, 2012 6:58 am tarafından cihan sanli

» cay nasil demlenir
Perş. Şub. 09, 2012 6:46 pm tarafından cihan sanli

» Aksam namazi guzel bir animasyon
Perş. Şub. 09, 2012 7:54 am tarafından cihan sanli

» seyh sait...
Paz Şub. 05, 2012 8:45 am tarafından cihan sanli

» kemali desifre
Paz Şub. 05, 2012 8:33 am tarafından cihan sanli

» Günlük hayatta hangi isim, kaç kere, ne için zikredilmeli?
Paz Şub. 05, 2012 7:20 am tarafından cihan sanli

» Resulullah efendimizi taniyipta sevmeyen yoktur
Cuma Ocak 27, 2012 8:52 am tarafından cihan sanli

En iyi yollayıcılar
cihan sanli
 
şerife sedef
 
Murat Eyce
 
gülşen
 
fatih
 
sevdali gozler
 
muhammedali
 
deruni
 
goramaz58
 
SiyahNur
 
Kimler hatta?
Toplam 2 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 2 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 143 kişi Çarş. Ağus. 09, 2017 5:24 am tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 “Onu konuşan herkese…”

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Murat Eyce
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 29
Kayıt tarihi : 27/09/09
Yaş : 35
Nerden : Sivas

MesajKonu: “Onu konuşan herkese…”   Salı Eyl. 29, 2009 3:17 pm

Bu iklimde en çok o konuşulur. En çok Onun için yazılır. Hatipler minberlerini, vaizler kürsülerini, imamlar mihrablarını dilleri ve kalbleriyle beraber ona tahsis ederler. Onu tarif ederler. Onu anlatırlar ve onu överler… Zira bu makam onun makamı, bu mevsim onun mevsimi, bu iklim onun iklimidir. Kabul ki, sabit bir mevsimi yok, durağan bir iklimi yok, mahdut bir makamı yok. Zaman onun emrinde ve o, zaman okyanusunun içinde ve üstünde bir keşti, bir gemi gibi gezip seyeran eder. Bir zahire deposudur o… bir rızık ambarı, bir hayır kurumu ve bir ihsan şehridir.

Âlimler ona iner, ilimlerine ondan güzel elbiseler biçerler. Bu libası onun nur-u şavkıyla parlatırlar. Arifler irfanlarına mana katar. Onunla derinleşirler. Onda mütecelli esmaü’l-hüsna burak’ına binip hikmet-i ilahiyi ve tevhid-i Rabbaniyi temaşa ederler. Evliyaullah kerametlerini onun ab-ı hayat bahçesinden besler ve asıl dosta böyle giderler. Nura giden yollar çok ve de muhtelif; ama müşteriler en kısa ve en kolay yolu onda, onu yaşayarak bulurlar. Onun için, Allah (cc)’tan gelen Nebi aleyhis salatu vesselam: “O, sabrın yarısıdır” (1) demiştir. Böyle, söz dinleyenler onda, onun ulvi basamaklarında terakki edip maksud-u bizzata ulaşırlar.

Sonra muharrirler, kalemlerini, onun ilham ettiği manaya hamil tefekkür çiçekleriyle süsleyip derlerler. Edipler tasvir, hattatlar ise hüsn-ü hat ederler. Meddahlar medhiye, şairler şiir ve mani dizerler.. Ve derken abidler devreye girer, ibadetlerini onunla taçlandırıp şaha yükseltirler. Sacidler geri durmaz, onlar da secdelerine teheccüd arkıyla duru gözyaşlarından ahirete azık taşırlar. Bir cuş-u huruştur almış başını gidiyor. Zakirler zikirlerine, şakirler şükürlerine onunla itminanı bulurlar. Zahidlere bahar, sûfilere ebrar iklimidir. Akifler harekette, arzı ve bilumum mekânları aşıp onun ilka ettiği mana ve lezzet mevsimine teveccüh ederler. Cahidlere gelince, onlar da bir iç, diğeri dış olmak üzere çift mekanizmalı bir nöbete adım atarlar. Diğerlerine göre bunlar, vazifeleri en ağır olanlardır çünkü. Hâsılı, münbit bir arazidir o; insanlar ona koşarlar. Ve Rabbimiz onu zatına nisbet etti ve buyurdu ki: “Her hasene on mislinden yedi yüz misline kadar yükselir. Ancak oruç benimdir ve ben onun mükâfatını veririm.” (2)

Bu mevsimde en çok o konuşulur. Sohbetler, hasbihaller en çok onun odasında, onun tükenmez sofrası etrafındadır. Besinler zengin ve gıdalar muhtelif… Her niyet sahibine niyet ettiği şey vardır. Tam da o geldiğinde, o gelmeden önce olmayan bir şey olur. Ve aslında bir değil, çok şeyler olur. Kalplere, Kur'an’ın semasından bir rahmet düşer mesela. Makamını bulan büyük bir hikmettir bu. Fıtratın üstünü toz tutmuş tabakasını çözer. Ve sonra kalplerin semasına doğru ilerler. Onlardaki paslanmış kilitleri cilalar, bazılarını hatta pek çoğunu söküp atar ve yeni kapılar, yeni asmalıklar, yeni kilitler ve muhtelif renklerde letafetler takar. Sonra oradan önü alınamaz bir muhabbet akar. Koca bir nehir gibidir o. Üzerinde de merhamet… Merhamet, sahabet, sahavet o koca nehir üzerinde birer azık ve ihtiyaç gemileri gibidirler. Maksud-u bizzat merkezine doğru akıp giderler. Nehrin akışını çevreleyen bilumum canlılar bu mühim sevkiyatı ve bu azim harekâtı kemal-ı takdir ve kemal-ı hürmetle temaşa edip barekallah! derler. Nebi-i Zişan buyurdu ki: “Ramazan ayı geldiği zaman, cennetin kapıları açılır, cehennem kapıları kilitlenir. Şeytanlar bağlanır ve bir münadi şöyle bağırır: ‘Ey hayrı arayan kimse, gel! Ey şerri arayan, vazgeç!” (3) Evet vazgeç!.. Evet, ey şerir vazgeç! Ve imana ve bu mübarek şehrin rahmet pınarına gel!

Çünkü o geldiğinde, varlığı ve bu varlığın esasen bağlı bulunduğu hakikatleri gölgeleyen ne kadar göz bağlayan ve ne kadar ön kapatan bulut türleri ve renkleri var ise, bunlar önce parçalanır, sonra dağılıp birbirinden uzaklaşır ve sonra bağları zayıflar ve ardından da kaybolup yokluk dehlizlerinde mahv olup giderler. İşte bunlar mahv olup yok olduklarında insanlık ve de İslamlık semamıza o doğmuş oluyor, o gelmiş oluyor, sultanlık tahtımıza o oturmuş oluyor, demektir.

O geldiğinde, semanın hayır kapıları ardına kadar açılır. Arz ise, sual ve dua içtimasında, yağmaya yol almış hayır hasenat için büyük ofisler, ambarlar hazırlamakla meşgul… Seyretmeye değer bir telaş, bir koşuşturma var şimdi. Gerçekten arzın göğsünde ve doğru ki insanın da göğsünde bir kaynama, bir hareket ve cevelan almış başını gidiyor. Yalnız İslamlar değil, yalnız insanlar değil ve hatta yalnız hayvanlar da değil, canlı-cansız bilumum mahlûkatta bir heyecan, bir sevinç ve bir neşve, düğüne durmuş, o gelmiştir diye halay çekiyor. Kâinatın sair efradı, bu muazzam düğünü zevk u şevk içinde bulundukları yerden izleyip, katıl katıl katılıyor. Yani o geldiğinde her şey her şeyle alakadar, herkes herkesle alakadar kurulmuş bu muhteşem panayırda musafaha ediyor. Çünkü bu “Ramazan ayı, öyle bir aydır ki, Kur'an, onda indirilmiştir. Ve bu Kur'an, öyle bir hazinedir ki, insanlar için mahz-ı hidayettir…” (4) Amenna böyledir.

Bu makam onun makamı ve bu makamda en çok o konuşulur. Göz kamaştıran odur. Göz dolduran odur. Gönül alan ve ruhları tezyin eden odur. Rabbimiz ona öyle bir makam verdi ki o makama onun akranından hiç biri oturamaz. Ve onun eteklerine yetişemez. Düşün ki cennet kapıları onda açılır ve yine düşün ki cehennem kapıları onda kilitlenir. Yine düşün ki şeytanlar yalnızca onda zincirlere vurulup bağlanırlar. Bunlardan da öte düşün ki insanlar için hidayetin bizzat kendisi olan Kur'an onda indirilmiştir. O, sabrın yarısı, sabır ise imanın yarısıdır. Demek ki Ramazan, demek ki oruç ibadeti imanın dörtte biridir.

Ve sonra o geldiğinde, içtimai hayatımız bir bereket sofrasına dönüşür. Rabbimiz rezzaktır ve kullarına rızkını ulaştırma yolları birbirine benzer ve benzemez olmak üzere ayrı ayrı, çeşit çeşittir. İşte Ramazan o yolların bollaştığı, kolaylaştığı iklimlerden bir iklim, mevsimlerden bir mevsimdir. Onunla zayıf taraflarımız kuvvet kazanır. Mescitlerimiz şenlenir, ziyaretlerimiz canlanır, sıla-i rahim bütün bir memlekete yayılır. Sonra Kitab-ı Kerimimiz bu ayda indiğini tam manasıyla ilan eder. Ve rahmet… Ve bereket… Ve dua…

Zenginlerimiz harekete geçer. Ayırım tali plana düşer ve insanlarımız seferber olur. Çobanımız yaylasında, çiftçimiz tarlasında, işçimiz işinde Ramazanı hoşamedi eder. Esnafımız dükkânında, memurumuz alanında, âlimimiz mahallinde ayağa kalkar. Öğrencimiz okulunda, doktorumuz muayenehanesinde, öğretmenimiz dershanesinde yollara düşer. Hayır yapmak isteyene yollar çoktur. Ve insanlarımız ayakta… O, geldiği zaman böyle oluruz.

O geldiği zaman yetimimizin yüzü güler, öksüzümüzün gönlü hoş olur, açılır ve içleri ısınır. Onda muhteşem bir şefkat eli vardır, onda mükemmel bir yardım ve dayanışma ruhu vardır. İhtiyarlarımıza hürmet daha bir mana kazanır. Zayıf ve acizlerimizi sahiplenme daha bir pekişir ve çocuklarımıza ve sahipsiz ailelerimize daha bir eğilir ve onları daha bir bağrımıza basarız. Hatimler, Yasinler, mevlidler, iftarlar ve sahurlar birbirine destek verir ve ondaki maneviyat iklimini bayrama doğru taşır. Böyle böyle bayrama, müminlerin hak ettiği bir bayrama doğru taşır bizi…

O geldiğinde gözler açılır, o geldiğinde gönüller açılır ve ruhlarımız coğrafyamızı aşar, diğer coğrafyalara uzanır. Diğer coğrafyalar! “Diğer”mi acaba? Değil elbet… Filistin'e uzanırız mesela. Çeçenistan’a, Afganistan’a, Irak’a, Sudan’a… uzanırız… Bir vücudun azası gibi olan müminlerin bulunduğu her yere, nefeslerinin attığı her mekâna uzanır gideriz. Ya da Ramazan bizi nehir gibi akan iklimi ile çekip götürür. Oralarda ya da bulunduğumuz yerlerde olsak da yine oralarda sevinç ve üzüntülerimizi bir, lokmamızı bir, duamızı bir, ibadet ve taatımızı bir yapar, yapmaya gayret ederiz. Veya o geldiğinde, ondaki rahmet kamçısı ile biz daha bir böyle oluruz.

Son söz deriz ki: Ya Rabbi! Rahmetini daha da indir üzerimize. Merhametinle kuşat bizi. Kalblerimizi yıka ve tevbemizi kabul et! Deriz ki: Ya Rabbi! İbadetlerimizi yalnızca kendin için kabul et! İçimizi safileştir, niyetimizi halis kıl! Ve bize acziyet ile fakriyetemizi yok edip öldürecek bir kuvvet, bir kudret ve bir nimet gönder! Ya Rabbi! Birliğimizi pekiştir, maneviyatımızı artır ve kalp ve boş gözlerimizi açtır, onlara nurunla bakacak bir bakış, bir feraset ve basiret ver! Ya Rabbi! Razı olduğun salih kullar hürmetine, Ramazan hürmetine, onda indirdiğin kitabın hürmetine yaptığımız ve de yapamadığımız dualarımızı kabul buyur! Âmin âmin âmin…


- Muhammmed ŞAKİR -
________________________
1- Tirmizi’den (ihya-i Ulumu’d-din 1)
2- ibn-i Mesud(ihya-i Ulumu’d-din 1)
3- Tirmizi- Ebu Hureyre(ihya-i Ulumu’d-din 1)
4- Bakara 185
5- İbn-i Mesud(ihya-i Ulumu’d-din 1)
6- Taha 131
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.radyohilal.net
 
“Onu konuşan herkese…”
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Güzel ve Etkili Konuşma (e-kitap)
» Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile Şeytan arasında geçen bir konuşma
» oLasıLık HesapLamaLarı
» Konu: Grand Theft Auto 4: Episodes From Liberty City - 2010 - Razor1911 CRACK

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Her Zaman Anlamak İçin Dinleyin :: (¯`·._.·[ İSLAMÎ KONULAR ]·._.·´¯) :: Güllerin Efendisi (s.a.v.)-
Buraya geçin: